Son Dakika
İstek: “Yeni yatırımlar yaparak, yeni istihdam alanları yaratıldı”CHP Keşan İlçe Başkanlığı, Kılıçdaroğlu'nun konvoyuna yapılan saldırıyı kınadıÖztürk: “2 milyon 815 bin 743 kişi bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borcunu ödeyemediği için icralık”Yetim: “Üretici, milletvekillerinden yüzünü güldürecek çalışmalar bekliyor”Hayvan sevkleri 29 Ağustos'ta başlayacakMüftü Vekili Hergül: " Küçük çocukları kandırıp onları intihar bombacısı yapmak Allah katında büyük bir vebaldir"Edirne, buğday üretiminde 12’nci sırada yer aldıPazaryeri Kompleksi'nde çevre düzenlemelerine başlandıUyuşturucu madde içen kişi yere yığıldı2. Başkan Baygül yeni sezona tek hedef ile hazırlandıklarını söyledi
Son Eklenenler

İstek: “Yeni yatırımlar yaparak, yeni istihdam alanları yaratıldı”

İstekler Group Alışveriş Merkezleri A.Ş. ortaklarından Aydın İstek yaptığı açıklamada, bölgeye yeni kazandırılan BENDİS AVM’de 350 kişinin istihdam edildiğini ve yeni istihdam alanlarıyla birlikte yine bölge ekonomisinin kazandığını kaydetti.

“İnsanlar; giyimden kozmetiğine, yemeğinden içeceğine

ve market ihtiyacına kadar her şeyini karşılayabilecek”

BENDİS AVM’nin 1 Temmuz 2016 tarihinde açıldığını hatırlatarak, sözlerine başlayan İstek, şunları söyledi: “Yeni açılmasından ötürü bir takım eksiklikler vardı. Kusursuz hiçbir işletme olmuyor. Tamamlanması gereken eksiklerimiz devam ediyor. Hatta, insanların kendi evinde dahi eksiklikleri bitmiyor. Ama alışveriş merkezimizin içindeki eksiklikleri toparladık. 1 Ağustos 2016 tarihi itibariyle açılışımızı yaptık. Açılışta; Ece Seçkin ve Derya Uluğ konserde sahne alırken, Süheyl ve Behzat Uygur kardeşlerde şovlarıyla gelenlere güzel zaman geçirtti. Açılışa, Keşan’dan ve çevre bölgelerden ciddi katılım sağlandı. Alışveriş merkezine gelmemiş olanlar, bu vesileyle BENDİS’i görme fırsatı oldu. BENDİS’te ulusal, yerel ve bölgesel markalarımız var. Buraya gelen insanlar; giyimden kozmetiğine, yemeğinden içeceğine ve market ihtiyacına kadar her şeyini karşılayabilecek. Biz sadece Keşan’ı değil; bölgesel anlamda hesaplama yaptık. Uzunköprü, İpsala, Enez, Havsa, Malkara, Şarköy, Gelibolu ve Edirne’den Saros’a gelenlere hitap ediyoruz.”

“Saros Körfezi’ne gelen insanlardan ciddi bir ilgi görüyoruz”

Aydın İstek sözlerine şöyle devam etti: “Keşan geçiş güzergahında olması ve coğrafi konumu nedeniyle, ticarete elverişli bir noktadır. Fakat, biz çevre yolundan istediklerimizi alamıyorduk. Çevre yolundan Çanakkale istikametine gidişlerde, Keşan esnafı olarak, çok fazla bir şey alamıyorduk. Keşan’a yeni kavşaklar yapıldı ve bazıları da, yapım aşamasındadır. Kavşaklar tamamlandığında, Keşan’a büyük zenginlik katacaktır. Enez Kavşağı’nın tamamlanmış olması bize artı bir değer kattı.

Ayrıca, Saros Körfezi’ne gelen insanlardan ciddi bir ilgi görüyoruz. Bunlar bizi son derece memnun ediyor. Bunun yanı sıra; alışveriş merkezindeki esnaflarımızda son derece memnun. Kısacası, tüketicinin de, esnafında memnun olması bizleri mutlu ediyor.”

“Açılış konserinde, yaklaşık 8 bin-10 bin kişi

katıldı ancak, herhangi bir sıkışlık yaşanmadı”

“Sizi diğer AVM’lerden ayıran nokta nedir?” şeklindeki soruya cevap veren İstek, şunları söyledi: “AVM olmanın belli bir standardı var. Bugün her hangi bir işletme, camının kenarına AVM yazabiliyor. Ancak, bunlar AVM değil; outlet mağazalardır. AVM olabilmek için metrekare ve kullanım alanları gibi belli bir kıstas var. Keşan’da fizibilite çalışmaları yapıldığında bir tane alışveriş merkezi çıkıyor o da, BENDİS’tir. Alışveriş merkezi denilen yerlerde, ciddi bir yürüyüş alanı olmalıdır. Bizim yürüyüş alanı diye bıraktığımız boş alan, 7 bin metrekarenin üzerindedir. 500 kişi dahi alışveriş yapsa da, alan geniş olmasından ötürü insanlar refah içerisinde alışverişlerini yapabiliyorlar. İnsanlar araçlarını rahatça park edebiliyor, havuzun kenarında banklarda rahatça oturabiliyorlar. Örnek vermek gerekirse; açılış konserinde, yaklaşık 8 bin-10 bin kişi katıldı ancak, herhangi bir sıkışlık yaşanmadı. Herkes rahatça gezebildi. Bizi ayıran en önemli özellik ise, doğru bir mağaza karması var. Burada, bölgemizdeki yatırımcılara da, destek olduk. Bölge yatırımcıları, farklı markaların bayiliklerini alıp; BENDİS’te işletmesini açtılar. Keşan’da açtığımız yerin emsalleri, burada yok. Çorlu’da, Edirne’de ve Çanakkale’de emsallerimiz var.”

“Sosyal ve kültürel çalışmalar…”

“Peki, BENDİS’te sosyal ve kültürel açıdan neler yer alacaktır?” şeklindeki soruya cevap veren Aydın İstek, şöyle konştu: “Çocukların eğlenebileceği 800 metrekarelik bir alan yer alıyor. Trakya’nın en büyük çocuk oyun alanına sahibiz. Ayrıca, 6 tane sinema salonumuz yer alıyor. Burada, 2 tane sinema salonu yeterli de diyebilirdik ancak, biz en güzelini yapmak istedik. Türkiye’deki sinema salonlarında, yayınlanacak her film, Keşan’da da aynı anda yayınlanmaya başlayacaktır.

Biz, özel günlerin tamamını değerlendirmek istiyoruz. Örnek vermek gerekirse; 30 Ağustos içinde bir takım çalışmalarımız olacak. Alışveriş merkezimizin belli bir bölümünde, ADD’nin de desteğiyle Atatürk köşesi oluşturacağız. Türk bayraklarıyla her yeri donatacağız ve alışveriş merkezine o gelen herkese bayrak hediye edeceğiz.

Biz, her türlü sosyal etkinliğe açığız. Sivil toplum örgütleri, doğa ve çevre gruplarıyla birlikte çalışmalar yapabiliriz. Bölgemize, daha güzel neler katabiliriz duygusuyla hareket edeceğiz.”

“350 kişi istihdam edildi”

Yeni yatırımlar yaparak, istihdam alanları yarattıklarının altını çizen İstek, “Yeni alışveriş merkezimizde, 350 kişi istihdam edildi. Bu çalışanların en düşük asgari ücretle çalıştığı hesaplandığında, aylık yaklaşık 500 bin lira yine bölge insanının cebine girecek. İnsanlarımızda, kazancını yine bu bölgede harcayacak ve bölge ekonomisine ciddi bir katkısı olacaktır. Kısacası, yine bölgemiz kazanacaktır.” dedi.

“150 liralık alışveriş yapan araba çekilişine katılacak”

Alışveriş merkezi olarak, ilerleyen süreç içerisinde araba çekilişi yapacaklarını ifade eden Aydın İstek, sözlerine şöyle devam etti: “Milli Piyango İdaresi’nden alacağımız izinden sonra böyle bir çekiliş yapılacak. Alışveriş merkezimizde bulunan işyerlerinden en az 150 liralık alışveriş yapan herkes çekilişe katılacaktır. Kazanan talihli ‘wolksvagen’ bir araç sahibi olacak. Aracımızı yine Keşanlı bir işadamımızdan alacağız. Bunun yanı sıra; alışveriş merkezindeki klima, elektrik tesisatı ve birçok konuda yine Keşanlı esnaflarımızdan aldık. Bölgede kazanıyorsak, yine bölge insanının kazanması gerekiyor. Biz her zaman bu düşünceyle hareket ettik.”

“Keşan ve bölgedeki insanların BENDİS AVM’yi

tercih etmelerinden ötürü herkese teşekkür ediyorum”

İstek sözlerini “Yeni açılan alışveriş merkezleri 1 yıl gibi bir süreçte oturması düşünülür. Ancak, 2 aylık süreç içerisinde nerelere gidebileceğimizi rahatlıkla görebiliyoruz. İlgiden son derece memnunuz. Bölgeye tatil için gelen insanların buradan alışveriş yapmalarını sağlamak ve Keşan’a ekonomik anlamda belli bir girdiyi sağlamak bizlere ayrı bir mutluluk veriyor. Keşan ve bölgedeki insanların BENDİS AVM’yi tercih etmelerinden ötürü herkese teşekkür ediyorum.” diyerek tamamladı.

CHP Keşan İlçe Başkanlığı, Kılıçdaroğlu'nun konvoyuna yapılan saldırıyı kınadı

CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Keşan İlçe Başkanlığı tarafından, dün düzenlenen basın toplantısında, 25 Ağustos 2016 tarihinde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Artvin'deki konvoyuna yapılan saldırıyı kınarken, bu suikast girişiminin, demokrasiyi ve Cumhuriyeti hedef aldığı belirtildi.

Saat 13.30 sıralarında, CHP Keşan İlçe Başkanlığı'nda başlayan basın toplantısına; CHP Keşan İlçe Başkanı Erdoğan Gümülcineli ile Yönetim Kurulu üyeleri ile bazı partililer katıldı. Toplantıda söz alan Gümülcineli, 25 Ağustos’ta Artvin yolunda CHP konvoyuna ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na suikast girişimi yapıldığının altını çizerek, "Bu girişim, demokrasimizi ve Cumhuriyetimizi hedef almıştır. Yapılan bu saldırıyı şiddetle kınıyor şehit olan askerimize rahmet, ailesine başsağlığı, yaralı askerlerimize ve güvenlik güçlerimize de acil şifalar diliyoruz. Laik, Demokratik, Türkiye Cumhuriyeti mücadelemize yılmadan devam edeceğiz. Bu saldırı sadece Cumhuriyet ve Demokrasimizin yılmaz savunucusu CHP’ye değil birliğimize varlığımıza ve ülkemize yapılmıştır. Bizi kimse korkutamayacaktır. Emperyalizme kafa tutmuş bir misyon, kimseye pabuç bırakmaz. Demokrasi ve özgürlük mücadelemizi kararlıkla sürdüreceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Silahları demokrasiye olan inancımız ve mücadelemiz, azmimiz ile susturacağız. Korkmayacağız, yılmayacağız, sinmeyeceğiz. Ancak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bir güvenlik zafiyeti ve ihmallerin olduğu da ortadadır. Milli mutabakat isteği, talebi olan mevcut AKP hükümetinin de bu isteği sadece sözde değil özde olması gerçeğine de inanmak istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, bu çağrılara karşı samimiyetle ve kararlılıkla her türlü koşullarda bugünkü yaşanan kaosa ve ülkedeki terör saldırılarına, darbe girişimlerine karşı, ülkeye karşı olan sorumluluğunu ortaya koymaktadır. Mevcut hükümetimizin de bu mutabakatı ciddiyete alıp samimiyetle, mevcut CHP ve diğer siyasi partilerle ülkemizin birliği bütünlüğü için bir takım siyasi çıkarlarını kenara koyarak ülkemizin refaha kavuşmasında öncü rol oynamasını bekliyoruz. Konvoyumuza ve Sayın Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’na yapılmak istenen, yapılan bu suikast girişimine geçmiş olsun dileklerinde bulunan tüm kamuoyuna, siyasi parti temsilcileri, AKP İlçe Başkanı, MHP İlçe Başkanı’na bizim bu acımızı ve sıkıntılı günümüzü paylaştıkları için kendilerine teşekkür ediyorum.” dedi.

"Her gün bunları söylemekten ciddi üzüntüler yaşadığımızı da belirtmek isterim"

Sözlerinin son bölümünde, Şırnak-Cizre'de yapılan bombalı saldırıyı hatırlatan ve basın toplantısının yapıldığı saatlerde 11 polisin şehit olduğunu ifade eden Erdoğan Gümülcineli, "Yüzlerce sivil veya askerimizin yaralı olduğu, bu yaşanan olayları da şiddetle kınadığımızı belirtmek isterim. Şehitlerimize başsağlığı diliyorum. Üzülerek her gün bunları söylemekten ciddi üzüntüler yaşadığımızı da belirtmek isterim. Yaralılara acil şifalar, ülkemizin bir an önce düzlüğe çıkmasında devleti, hükümeti yöneten siyasilerimizin kararlı ve ciddi yardımları, ülkemizin menfaati açısından artmasını, CHP olarak bekliyoruz ve bu sürece katkı vereceğimizi kamuoyuna duyurmak istiyoruz.” diye konuştu.

 

Öztürk: “2 milyon 815 bin 743 kişi bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borcunu ödeyemediği için icralık”

DİSK Genel İş Sendikası Toplu Sözleşmeler Daire eski Başkanı Aladdin Öztürk, dün yaptığı açıklamada, Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında değerlendirmelerde bulunurken; Türkiye genelinde 2 milyon 815 bin 743 kişinin bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borcunu ödeyemediği için icralık olduğunu kaydetti.

“Bireysel Emeklilik Tasarısı…”

Açıklamasına, “Hükümet 01.08.2016 tarihinde meclise, ‘Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını’ sundu.” diyerek, başlayan Öztürk, tasarı hakkında şu bilgileri verdi: “Tasarı şöyle diyor; 1. Bizim ülkemizde diğer ülkelere göre insanlar harcamalarını kısıp para yeterince biriktirmiyor. Yeterince tasarruf yapmıyorlar.

2. Ben hükümet olarak yeterince tasarruf yapmayan vatandaşlarımı tasarruf yapmaya zorlayacağım.

3. Tasarruf yapmaya zorlamanın yolu olarak da bireysel emeklilik sistemini (BES) kullanacağım.

4. BES’e katılım otomatik hale gelecek. Bağımlı çalışan herkes (işçi memur, sözleşmeli personel) bağımlı çalışmaya başladığı andan itibaren bireysel emeklilik sözleşmesine de dahil edilmiş sayılacak.

5. 45 yaş altı çalışan herkes otomatik olarak bireysel emeklilik sözleşmesine dahil edilecek. Çalışanların prime esas kazancının yüzde 3’ü BES için kesilecek. Çalışan dilerse BES dahil edildiğinin kendisine bildirildiği tarihten itibaren iki ay içerisinde cayma hakkını kullanacak. Cayma hakkını kullandığında kesilen tutarlar on gün içerisinde kendisine ödenecek.

6. Tasarının gerekçesine göre BES sayesinde hem ‘yurt içi tasarruf oranı’ artacak hem de çalışanlar emeklilik döneminde çalışırken sahip oldukları refah düzeyini korumuş olacak.”

“Unutmadık!”

Turgut Özal, döneminde çalışanların gelirlerine konut vaadi ile el konulduğuna dikkat çeken Aladdin Öztürk, şunları söyledi: “İlginçtir çalışanlar istemeseler de gelirlerinin bir kısmına yasa yoluyla konut ucuz konut vadi ile birikmiş para vereceğiz vaadi ile el konulması örneğini 12 Eylül darbesi sonrasının Özal hükümetiyle yaşamıştık. Anımsayalım: 11 Aralık 1986 tarihli ve 3320 sayılı ‘Memurlar ve İşçiler ile Bunların Emeklilerine Konut Edindirme Yardımı Yapılması Hakkında Kanun’ yayımlandı. Kanun Özal tarafından, çalışanları ev sahibi yapacağız vaadiyle sunuldu. Çalışanların parasına el konulmasına karşın el koymanın adı Konut Edindirme yardımı (KEY) olarak belirlendi. Hem çalışanların parasına el konulmasının adı yardım olarak sunuldu.

Kısaca, Konut Edindirme Yardımı (KEY) olarak adlandırılan kesintiler 1995 yılına kadar 9 yıl sürdü. 9 yıl sonra fonda biriken paralar eritildi. Çalışanlar açısından beklendiği gibi sonuç tam bir hiç olmuştur.

Çalışanların gelirlerine zorla el koymanın bir diğer örneğini 9.3.1988 tarihli ve 3417 sayılı ‘Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine’ ilişkin kanunla yaşadık. Bu kanunla da çalışanların aylık ücretlerinden yüzde 2 kesinti yapılmış bu kesintiler yüzde 3 oranında da devletin katkı yapacağı belirtilmiştir. Çalışanlardan yapılan bu kesintiler özellikle belediyeler başta olmak üzere işverenler tarafından yatırılmamış, geri ödeme aşamasında binlerce davalar açılmış, kesintiler kuşa çevrilerek kısmen denetimsiz hesapsız bir şekilde geri ödenmiştir.”

“2 milyon 815 bin 743 kişi bireysel kredi ve

bireysel kredi kartı borcunu ödeyemediği için icralık”

Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Tasarruf yapma gücümüz yok çünkü geçinebilecek gelirimiz yok. Borçla ayakta kalmaya çalışıyoruz. Şimdi de hükümet ‘Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’ ile vatandaşa diyor ki, Ne olacak biraz daha dişini sık aylık ücretinin yüzde 3’ünü BES için ayır, bireysel emeklilik şirketleri aracılığı ile senin üzerinden tasarruf yapıp piyasanın gereksinim duyduğu sıcak parayı elde edeyim. Karşılığında ise sen emekli olduğunda refah düzeyin çalıştığın dönemden aşağı olmasın. Tasarı iki temel gerekçeye dayanıyor: tasarruf düzeyinin düşüklüğünü ortadan kaldırmak ve emeklilik döneminde çalışırken sürdürülen refah düzeyinin gerisine düşülmesini engellemek. Önce neden tasarruf düzeyimiz düşük, gelirimiz ne nerelere harcıyoruz bir bakalım: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK ) Ağustos haber bülteninde yayımlanan verilere göre; 1. Kazandığımız her 100 liranın 26 lirasını kira ve konut giderleri için harcıyoruz. 2. Kazandığımız her 100 liranın 20,2 lirasını gıda ve alkolsüz içecekler için harcıyoruz. 3. Kazandığımız her 100 liranın 2 lirasını sağlığa, 2,2 lirasını eğitime ayırıyoruz. 

4. Alkollü içecek sigara ve tütüne 4,2, giyim ve ayakkabıya 5,2, ev eşyasına 6,1, ulaştırmaya 17, haberleşmeye 3,7, kültür ve eğlenceye 2,9, otel lokanta ve pastane için 6,4, çeşitli mal ve hizmetler için 4,3 lira harcama yapıyoruz.

2016 yılı Mayıs ayı itibarı ile Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre;

Banka ve banka dışı kredi kuruluşlarına bireysel krediler yoluyla 424 Milyar TL borçlanmışız.

Bu borcun yüzde 38’ini ihtiyaç kredisi olarak (161 Milyar TL), yüzde 37’sini konut kredisi olarak (157 Milyar TL), yüzde 19’nu kredi kartlarıyla (80 Milyar TL), yüzde 7’sini taşıt kredileri aracılığı (29,7 Milyar TL) ile borçlanmışız.

TÜİK Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçlarını 2015 yılı sonu için açıkladı. Buna göre çalışma çağında kabul edilen 15-64 yaş grubundaki kişi sayısı 53 milyon 359 bin 594 kişi.

Bu 53 milyon kişinin 26,3 milyon kişisi bireysel kredi borçlusu, 2,3 milyon kişinin konut kredi borcu var, 22,1 milyon kişi kredi kartı kullanıyor, 18,4 milyon kişi ihtiyaç ve diğer kredi borçlusu, 0,8 milyon kişi taşıt kredisi borçlusu.

(TBB) Risk Merkezi Mayıs ayı verilerine göre 2 milyon 815 bin 743 kişi bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borçlarını ödeyemiyor. 2 milyon 815 bin 743 kişi hakkında yasal takip başlatılmış. Yani 2 milyon 815 bin 743 kişi bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borcunu ödeyemediği için icralık.”

“Yapılan acımasızlıktır”

Çalışma çağındaki nüfusunun yarısı borçla geçinen bir ülkede tasarruf düzeyinin düşük olmasından yakınmak en hafif değimle acımasızlık olduğunu ifade eden Aladdin Öztürk, “Çalışma çağındaki nüfusunun yarısı borçla geçinen bir ülkede insanların gelecek kaygısını istismar ederek, emekli olduklarında yaşam refah düzeylerinin düşmesiyle tehdit ederek ücretlerinin yüzde 3’üne el konulması ise zorbalıktır. ‘Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’ çalışanların aylık kazançlarının yüzde 3’üne el koymasını emeklilik dönemlerinde refah düzeylerinin düşmeyeceği vaadine dayandırmıştır. Peki, ama neden bizim sosyal güvenlik sistemimiz emeklisine neden insana yakışır bir aylık verememektedir? Bu soruların yanıtlarını sistemi özetleyerek tartışmaya çalışalım:

Sosyal Güvenlik Nedir?

Sosyal güvenlik denildiğinde, bir ülkede yaşayanlar arasında hiçbir ayırım gözetmeksizin, toplumun bütün fertlerinin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamayı öngören, kişilerin bugünlerini ve yarınlarını güvence altına almayı hedefleyen sistemler bütünü anlaşılır.

Emeklilik Nedir?
Emeklilik olarak adlandırdığımız statü sosyal güvenlik hukukunda yaşlılık sigortası başlığı altında düzenlenmiştir. Aslında ‘emekli oldum’ derken biz sosyal güvenlik hukukuna göre yaşlılık aylığı almaya hak kazandığımızı dile getirmiş oluruz.

Yaşlanmak kaçınılmazdır. İnsanlar doğar büyür yaşlanır ve ölür. Yaşlılık fizikken çalışma yetenek ve becerilerini kullanamaz hale getirdiği, kaçınılmaz bir süreç olduğu, çalışamayan insanın gelir elde etmesinin de olanaklı olmaması nedeniyle sosyal bir risk olarak kabul edilmiştir.

Anayasaya göre; temel vazgeçilmez devredilmez sosyal bir hak olan sosyal güvenlik hakkı kapsamında, hiç kimse yaşlılık sigortasından vazgeçtim diyemez. Hiç kimseyle yaşlılık sigortasının kapsamında kalacak şekilde anlaşma yapılamaz. Yapılan anlaşmalarda geçersizdir. Kısaca sigortalılık zorunludur. Sigortalılığı doğuran olay gerçekleştiği anda herkes istese de istemese de sigortalı kapsamına girer.

Kaçınılmaz olan yaşlılık gerçekleştiğinde, yaşlının hiç kimseye muhtaç olmadan temel gereksinimlerini karşılayarak yaşamını sürdürmesi için bir gelire sahip olması zorunludur.

Yaşlının gelir sahibi olması, toplumda onun bir yük olarak görülmesinin önüne geçecek, yaşlılar kişiliklerinden, değerlerinden ödün vermek zorunda kalmadan, kendilerini bir köşeye atılmış çaresiz ve zavallı bir başkasının bakımına muhtaç kişiler olarak görmeden yaşamalarını sağlamak, sosyal güvenliğin bir kolu olan yaşlılık sigortasının amacını oluşturur.” diye konuştu.

“Ödenen emekli aylığı gerçekte kimin parasıdır?” 

“Ödenen emekli aylığı gerçekte kimin parasıdır?” diye soran Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Sosyal güvenlik hukukunda emekli maaşının/aylığının adı, yaşlılık aylığıdır. Türk sosyal güvenlik sistemi primli sistemdir. Primli sistemde verilen her hizmetin karşılığında önceden prim yatırılmış olması zorunludur. Primli sosyal güvenlik sistemlerinde karşılığında prim alınmamış bir hizmet kural olarak verilmez. Yaşlılık ayılığı için de çalışırken yaşlılık sigortası primi kesilir. Prim aylık kazanca göre belirlenir. Prime esas aylık kazancın yüzde 20’si (yüzde 9 sigortalı yüzde 11 işveren payı) ‘Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Primi’ her ay Sosyal Güvenlik Kurumuna işveren tarafından yatırılmak zorundadır.

Yaşlılık aylığını hak kazanmak için gerekli prim gün sayısını ve yaş koşulunu gerçekleştirenler yaşlılık/emekli aylığı almaya hak kazandıklarında aldıkları aylık yatırmış oldukları primlerin karşılığı kendilerine ödenen tutardır.

Zorunlu sigortalık dönemi, yaşlılık aylığı almaya başlamakla sona erer. Emekliler 5510 sayılı yasa açısından sigortalı değildir. Sigortalı kısa ve/veya uzun erimli sigorta kollarından adına prim yatırılan veya kendi adına prim yatıran kişidir. Yaşlılık aylığı alanlar artık adlarına prim yatırılmadığı için sigortalı değillerdir. Ancak sigortalı olmasalar da sigortalıyken yatırdıkları primler nedeniyle sosyal güvenlik haklarından yararlanmaya devam ederler. Bu nedenle uygulamada çalışırken geçen sigortalık dönemi, ‘aktif sigortalılık’, yaşlılık aylığı alırken geçen sigortalık dönemi ise ‘pasif sigortalılık’ olarak adlandırılır. 

Her aktif sigortalı yatırdığı primlerle pasif sigortalıyı finanse etmektedir. Her pasif sigortalıda geçmişte aynı şeyi yapmıştır. Aktif sigortalı pasif sigortalı dengesinin bozulmaması için, yaşlılık aylığı primlerinde kaçak olmaması zorunludur.

Bir önceki kuşak prim ödeyip görevini tamamladıktan sonra, sonraki kuşak prim yatırmaz, eksik yatırı ise, önceki kuşağa ödenecek yaşlılık aylığı ister istemez düşecektir.”

“Emeklilerin aylıkları neden artmıyor, SGK neden darda?”

“Emeklilerin aylıkları neden artmıyor, SGK neden darda?” diye soran Aladdin Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “1. Yaşlılık (Emeklilik Aylığı) Primlerle Finanse Edilmektedir. 2011 Yılı İtibarı İle 10 Milyon 400 Bin Kişi Kayıt Dışında Çalışmaktadır.

2011 yılında, açıklamayı yaptığı tarihte SGK başkan yardımcılığı yapan, yani SGK içinden her türlü veriye sahip bir yetkilinin vermiş olduğu rakamlara göre kayıt dışında hiç prim almadan çalışan sayısı 10 Milyon 400 bin kişidir. Sadece bu kişilerin kayıt altına alınmasıyla SGK’nin kasasına girecek para yaklaşık 24 milyardır. Bu tutarın tahsil edilmesi SGK açıklarının ortadan kalkması anlamına gelmektedir.

2. SGK Kayıtlarında Asgari Ücretli Olarak Gösterilen 5 Milyon Kişinin 2,5 Milyonu Asgari Ücret Almakta 2,5 Milyon Kişinin Ücreti Düşük Gösterilmektedir.

SGK verileri ile TÜİK hane halkı İşgücü Anketleri (HİA) verilerini karşılaştırarak yapılan bir araştırma kayıtlı gözüken sektörde SGK’ye gerçek ücretler üzerinden bildirim yapılmayarak prim kaçağına neden olan sigortalı sayısının 2016 yılında 2,5 milyon kişiye ulaştığını göstermiştir.

 Araştırmaya göre;

a. “Sigortalı olarak asgari ücretli çalışan (tam zamanlı) sayısı 5 milyon değil, 2,5 milyondur. Diğer deyişle, 2,5 milyon çalışan asgari ücretten yüksek ücret aldığı halde, işveren tarafından asgari ücret üzerinden sigortalı gösterilmektedir.”

b. Aynı araştırmaya göre “yaklaşık 1 milyon kişi (918 bin)” gerçekte kuruma asgari ücretten bildirim yapılmış olmasına karşın asgari ücretin altında kazanç sağlamaktadır. Araştırma bu çarpık durumu “yasa gereği tam zamanlı çalışanın ücretini asgari ücret düzeyinden gösteren işverenin, çalışanının banka hesabına yatırdığı ücretin bir kısmını elden geri almasıyla” açıklamaktadır.  

c. Araştırma sonunda 5,1 milyon kişinin asgari ücret ve asgari ücretin altında çalıştığı ortaya çıkmıştır.

Tüm bu verilerin bize sunduğu özet tabloya baktığımızda BES sisteminin dayandığı gerekçelerle yaşamın örtüşmediği görülmektedir.

“Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” amacı emeklilerin refah düzeylerini korumak değil daha önce KEY ve zorunlu tasarruf uygulamalarında yaşadığımız gibi çalışanlar üzerinden bu kez bireysel emeklilik şirketleri üzerinden piyasaya para aktarmak, çalışanın cebinden alıp sermayenin cebine para koymaktır.” 

 

 

Yetim: “Üretici, milletvekillerinden yüzünü güldürecek çalışmalar bekliyor”

Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) İl Genel Meclisi Üyesi Mehmet Ali Yetim, dün yaptığı açıklamada İl Genel Meclisi’nde çalışmalar ile ilgili açıklamada bulundu.

“Saldırıları kınıyorum”

Açıklamasına, “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan hain saldırıyı kınıyorum.” diyerek, başlayan Yetim, “Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na haince bir saldırı yapıldı ancak, bu terör saldırıları hiçbir zaman emellerine ulaşamayacaktır. Yapılan saldırıda şehit askerimize Allah rahmet; yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Ayrıca, Cizre’de yapılan terör saldırısında da, şehit olan güvenlik güçlerimize Allah’tan rahmet; yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Terör saldırıları ülkenin birliğini ve beraberliğini bozmaya yöneliktir. Ancak, amaçlarına ulaşamayacaklar.” dedi.

“Köylere Hizmet Götürme Birliğine bağlı

köylerde akıllı saatler takılmaya başlandı”

İl Genel Meclisi olarak, asli görevlerinin köylerin yol ve su sorunlarına çözüm üretmek olduğunu ve bu konudaki çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Mehmet Ali Yetim, şöyle konuştu: “Su sorunları ile ilgili çalışmalarımızı yaptık. Çevre ilçelere göre Keşan olarak su sorunlarımız fazla. Köylere Hizmet Götürme Birliğine bağlı köylerde akıllı saatler takılmaya başlandı. Bu durum bizim işimizi biraz olsun rahatlattı. ‘Sultan Köy İçme Su Grubu’nun borularını değişmesini çok isterdim ama bir türlü değiştiremedik. Bu konuda üzüntülü olduğumu belirtmek isterim. Oradaki 8 köyün başına gelebilecek sorunların sorumlusu bugüne kadar çokça uyarmamıza rağmen duyarsız kalan yetkili kişilerdir. Seydiköy, Mahmutköy, Şükrüköy bölgesinde bahçe sulaması yaygın olmasından dolayı su kaynaklarında sıkıntı yaşanmakta bu durumu çözmek için çalışma yapmaktayız. Yeniceçiftlik Köyü’nün su şebekesiyle ilgili sorunu çözmek için çalışmaktayız.

İl Genel Meclisi’nin 2015 Kasım ayında almış olduğu kararlar, kısıtlı bütçeye rağmen uygun gidiyor. Yolları bozuk olan köylerimiz içinde ek bütçe oluşturarak kış mevsimine kadar çözüme ulaştırmak istedik.”

“Ürün satışı, fiyat olarak 1.50 TL civarında gerçekleşiyor”

Yetim sözlerine şöyle devam etti: “Köylerimize geçmiş olsun demek istiyorum. Biçilen hasadın yüzde 60’ı satıldı. Çiftçimiz için hasat dönemi bitti sayılır. Ürün satışı, fiyat olarak 1.50 TL civarında gerçekleşiyor. Çiftçimizin büyük çoğunluğu mahsulünü sattı bu saatten sonra devlet iyi bir fiyat açıklasa bile satan çiftçiye bir fayda sağlayamayacak. Fiyat konusunda yetkililerden bir açıklama gelmedi.”

“Çiftçi, birliklerin zararlı olmaya başladığını düşünmeye başladı”

Vatandaşın birlikler konusunda yaşadığı sıkıntılar hakkında değerlendirmelerde bulunan Mehmet Ali Yetim, “Vatandaş, ‘Ben bir dana sattım ve 200 TL destek alacağım.’ diyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne 24 TL, Kırmızı Et Üreticileri Birliği’ne de 30 TL ödediğini dile getirdi. Kısacası, toplam 54 TL verdiğini söyledi. Vatandaş, ‘Desteğimi ne zaman alırım.’ diye soramadığını dile getirdi. Birlik kurmak bu kadar kolay olmaması gerektiğini düşünmekteyim. Çiftçi zaten sıkıntıda ama herkes çiftçinin üzerinden geçinmeye çalışmakta. Köylerimizdeki çiftçimiz için Birlikler, Kooperatifler artık zararlı olmaya başladığı düşüncesi içindeler. Sadece para aldıklarını fakat karşılık bulmadıkları görüşündeler.” diye konuştu.

“Çiftçimiz umduğunu bulamamaktadır”

Yetim sözlerini şöyle tamamladı: “Ben milletvekillerimiz ile çiftçilerin sıkıntılarını sürekli görüşüp, anlatıyorum. İktidar partisi milletvekili Rafet Sezen aynı zamanda çiftçilik ile de uğraşmakta. Edirne çiftçisi Rafet Sezen’den bir şeyler beklemektedir. Çiftçimiz umduğunu bulamamaktadır. Bugünkü ortamda önemli olan çiftçilerin kazanmasıysa, siyasi parti ayrımı olmadan Edirne köylüsü milletvekillerinden yüzünü güldürecek çalışmalar beklemektedir.”

 

Hayvan sevkleri 29 Ağustos'ta başlayacak

 

Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde, hayvanlarını satış için il dışına çıkartmak için yapılacak hayvan sevkleri 29 Ağustos 2016 tarihinden itibaren başlayacak.

Bilindiği gibi Kurban Bayramı döneminde İstanbul Avrupa yakasına kurbanlık hayvan sevkleri 2010/7, 2010/3 ve 2013/16 sayılı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı genelgeleri çerçevesinde düzenleniyor. İstanbul'da, kurban satış yerlerinin, Kurban Bayramı'na 15 gün kala, yani 29 Ağustos 2016 tarihinde açıklanacağı bildirildi. Hayvan sevklerine de bu tarih dikkate alınarak izin verilecek. Buna göre; yetiştiricilerin taleplerinde gecikmeye mahal bırakmamak ve test işleminde geçecek süre de dikkate alınarak, sevk edilecek hayvanların test işlemlerine 8 Ağustos 2016 tarihinde başlandı. Dolayısıyla, kurbanlık hayvan sevkleri 29 Ağustos 2016 tarihinden itibaren başlayacak.

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar

250x250