Son Dakika
Keşan 4. Ekonomi Forumu'nda Türkiye ekonomisi ve şirketlerde yönetim yöntemleri ele alındıKemik, Taşımalı Eğitim sorununa dikkat çekti ve yetkililere seslendi: " İhaleyi kime veririm mantığı ile hareket edersen bu şekilde sıkıntılar çıkacaktır"“Enez, 2017-2018 yıllarında cazibe merkezi haline gelecek”Şenol Günday: "Kurbanlıkta yaşadığımız en büyük sorunun ESK'nın verdiği fiyatlar oldu"45 yıldır devam eden kazılarda kilise kalıntıları çıktı“Roman gençleri eğitimde zoru başarmak için mücadele ediyor”Uybaş: “Üniversiteli öğrenciler, ev bulmakta zorluk yaşıyor”1800'lü yıllarda hastane olarak kullanılan binada, İmam Hatip Lisesi geçici eğitim verecekBeyendik Kavşağı'nda meydana gelen kazada 5 kişi yaralandıBJK Futbol Okulları Sorumlusu Ataş, Beşiktaş Keşan Futbol Okulu'nu ziyaret etti
Son Eklenenler

Keşan 4. Ekonomi Forumu'nda Türkiye ekonomisi ve şirketlerde yönetim yöntemleri ele alındı

* Farklı konularda uzman olan konuşmacıların ve ekonomistin katıldığı Keşan 4. Ekonomi Formu'nda, Türkiye ekonomisindeki büyüme ve bu büyümelerin sektörel boyutuna değinilirken, Türkiye'deki şirketlerin yönetim anlamında hangi yolların izlenmesi gerektiği konuları hakkında da bilgiler verildi.

Merkezi İstanbul’da bulunan KEYİAD (Keşanlı Yönetici ve İşadamları Derneği) tarafından düzenlenen Keşan 4.Ekonomi Forumu, geçtiğimiz Cumartesi günü gerçekleştirilirken, konuşmacı olarak katılan şirket yöneticileri, Türkiye'deki şirketlerin yönetim yöntemleri ile ilgili tüyolar vererek, Türkiye ekonomisinin büyüme hızıyla ilgili bilgiler de verildi.

Saat 19.30 sıralarında, Bahçeşehir Keşan Uğur Okulları Konferans Salonu’nda başlayan ve moderatörlüğünü KEYİAD Başkanı Ahmet Eler'in yaptığı Keşan 4. Ekonomi Forumu'na, konuşmacı olarak; Ekonomist köşe yazarı Doç. Dr. Deniz Gökçe, Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, Twigy Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Öncel, Perakende Üst Düzey Danışmanı Servet Topaloğlu, Mercan Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı TolgaMercan’ın yer aldığı Foruma; Keşan Kaymakamı Nuri Özder, AK Parti İlçe Başkanı HüseyinBoyalık ile bazı iş adamları ve öğrenciler katıldı. Türkiye'nin Yeni Vizyonu başlığı ile başlayan Forumda ilk olarak Topaloğlu'na söz verildi.

Topaloğlu: "Marka, bir karar değil neticedir"

Şirketlerde yeni dönem yönetim modelini ele alan ServetTopaloğlu, markalaşmaya da dikkat çekerek, markanın bir karar değil, netice olduğunu söyledi. Şirketin iyi yönetilmesi durumunda bir marka olabileceğinin altını çizen Topaloğlu, "Yeni ve eski dönem yönetim teknikleri arasında kanımca hiç bir fark yok. Gerçek dünya yönetim teorisyenlerinin söylediği kadar komplike değil. Bazı temel unsular var. Yönetimin temel unsularından vazgeçilmemesi gerek. 6 tane temel taş var. Müşteri ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretilmeli. İşin temelinde bu var. Bunu tutku ile yapmalısınız. Eğer organizasyon içerisinde çalışılıyorsanız; çalıştığınız kişilere ürün ve hizmetiniz konusunu iyi kavramsallaştırmanız lazım. Sizin hissettiklerinizi hissetmesi lazım. Hedeflerinizi basit ve anlaşılır kılmasınız. Çok hedef yok Hedef az ve öz olmalı. Hizmetler ve ürünlerin sonuçları disiplinli bir şekilde takip edilmeli. Yönetiminizde olan ve değer üretmeyen süreçlere izin vermemeniz ve sonlandırmanız lazım. Organizasyon içerisinde herkesin yaptıklarımızı çok iyi anlaması lazım. İster yönetici ister şirket sahibi olun. Büyük resimde nerede sorumlu olduklarını bilmeliler. Söylenen ve yapılanları gözlemeniz lazım. Hepsi bu kadar. Bunları yapanlar başarılı olacaktır. Organizasyonda çaycısından tepe yöneticisine kadar herkes sorumluluk alabilmeli. Bunun olması içinde personelin güven duygusunu arttırılması gerek. Kurumsallık konusu baktığımızda ise öncelikle şirketimizi iyi yönetmeliyiz. Kurumsallaşma daha sonra gelmeli. En iyisi kurumsal iyi yönetim. Ama olmuyorsa dünyanın sonu değil. Büyük şirketler için bu söylediğim geçeli değil. Aile şirketleri, kobi için geçerlidir. İlk önce iyi yönetim. Kurumsal yönetimde; şeffaflık, hesap verebilirlik, sosyal projeler önemli bir yer tutmakta. Bunları yapmadığınız zaman rahat edemezseniz. Şirketinizi iyi yönetemezsiniz batar. Mutlaka yönetim kurulu ve icra kurulu olması gerekir.” dedi.

Öncel: "Algı oluşturmada sponsorlukların da faydası oluyor

Servet Topaloğlu'nun bu bilgilendirmesinin ardından, moderatörEler, girişimcilik ile ilgili tecrübelerini paylaşması içinSinan Öncel'e söz verdi. Öncel, girişimciliğe; kendisini mutlu edecek işi bulduktan sonra o işi yapmaya karar vererek başladığını söyledi. Girişimciliğe atıldıktan sonra kurduğu şirket ile birlikte ticaret hayatında 30. yılı geride bıraktığını bildiren SinanÖncel, "Kendimce geliştirdiğim yöntemleri ticari hayatımda uyguladım. 13 yıldır futbol sahalarında Twigy terlik giymiş personelimiz var. Gösteri yapıyorlar. İlk dönemde ‘Futbol sahasında terliğin ne işi var’ dediler. Ancak bugün ürünü tutku haline getirdik. Ürününün tutku nesnesi haline getirilmesinde algı yöntemleri etkili oluyor. Bugün insanlar statlarda fotoğraf çekilmek için sıraya giriyor. İtalya ve Fransa’da Türk filmlerinin tanıtılması etkinliklerine sponsor oluyoruz. Algı oluşturmada sponsorlukların da faydası oluyor. İş modellerimizde ‘Biz şöyle başladık, biz neler gördük’ diye konuşmaya başlarız. Tecrübemizin çok çok önemli olduğunu düşünüp, kendimizi haddinden fazla önemsiyoruz. Ancak dijital dünyada bir genç bir uygulama geliştirerek, satıyor. Edindiğimiz birçok tecrübe boşa çıkıyor ve herkesin önemsemesini istediğimiz sözler çöpe gidiyor. Dünyanın hiç umulmadık dijital buluşlarını yapacak gençlerin bizim topraklarımızda da olduğunu biliyorum.”şeklinde konuştuktan sonra Birleşmiş Markalar Derneği’nde yaptıkları çalışmalar ile ilgili bilgi vererek sözlerini tamamladı.

Kolbaşı: "Sizi bugün zorlayan; amcanız, dayınız, profesyonel hayata geçtiğiniz zaman ise zorlayan bir müdürünüz, üstünüz olacak"

Forum, Murat Kolbaşı'nın aile şirketlerindeki yönetim tarzı hakkında söz almasıyla devam etti. Bir markayı yaratırken, markayla ilgili verilecek mesajların doğru ve net olması gerekliliğinin altını çizen Kolbaşı, "Yarattığınız marka ile ilgili olumlu eleştiriler aldığınız zaman gurunuz okşanıyor. Fakat bazıları olumsuz eleştirileri duymak istemiyor. Halbuki ürününüzü ve markanızı geliştirebilmeniz için bu eleştiriler son derece önemli. Bizden önceki kuşakların yarattığı değerlere sahip çıkılması gerek. Kurumsallaşma adına yapılan çalışmalar büyük önem taşır. Bir kağıda yapmak istediklerinizi yazın ve yapabildiniz mi diye geriye dönüp bakın. Eski ile yeni yönetim arasında bir fark yok. Amcam ‘Asgari müşterekte uzlaşım’ derdi. Uzlaşma, bugün hâlâ geçerli. Uzlaşmayı bulabildiğiniz zaman sistemi devam ettirebiliyorsunuz. Şahsım babam ve amcanların kurduğu bir hayalin peşinden koşarak buralara geldim. Her bir aile işletmesinin farklı farklı dertleri var. 40 aile işletmesini temsilen kişiler bir araya geldik. TAİDER’i kurduk. Şuanda 500 üyemiz var. Hikayelerimizi paylaşıyoruz. Hikayelerimiz farklı ama çözümleri de farklı. Yaptıklarımız yeterli değil. Keşan, İpsala’ya 25 km uzaklıkta. Bu 25 kilometreyi geçmemiz lazım. Farklı şeyler yapmalıyız. Aile işletmelerinize sahip çıkın. Onları yaşatmak için emek sarf edin. Sizi bugün zorlayan; amcanız, dayınız, profesyonel hayata geçtiğiniz zaman ise zorlayan bir müdürünüz, üstünüz olacak.”diye konuştu.

Mercan: "Her şey çok yavaş ilerliyor"

Forumun devamında, Tolga Mercan'a söz verildi. Mercan, bölgenin gelişimi ve bu gelişim sürecinin önceliklerine dikkat çekti. Bölgedeki gelir kaynağı dağılımına bakıldığında, %70'inin tarım, %20'sinin hizmet, %10'unun ise sanayiden elde edildiğine dikkat çeken TolgaMercan, bölgedeki gelişimin son derece yavaş ilerlediğini ifade edip şunları söyledi; "Her şey çok yavaş ilerliyor. Yatırımlar yavaş geliyor, şehir bile yavaş değişiyor. Son dönemde bu gelişmeyi hızlandırmak adına atılan gelişmeler var. Bu gelişmelerin başında da HamzadereBölgesi geliyor.Bu bölge, Keşan, Enez ve İpsala’dan oluşan bir bölge. Bu bölgemizin özelliği de tarım. Bu bölgede ikamet eden vatandaşlarımızın %70 tarım, %20 hizmet, %10 sanayiden gelirlerini elde ediyor. Var olan gelirlerimizin büyük kısmı tarımdan. Bizim için tarımın gelişmesi önemli. Havza olarak da T21 tarım havzası içerisindeyiz. Tarım ve hayvancılıkla gelişmek zorundayız. Hızla ilerleyen Gıda OSB’miz var. Hükümet bu konuda ciddi destekler verdi. Yerel otorite ile beraber iyi yol alındı. Şuanda ot bedeli gündemde. Bu bedel halledildiği zaman Gıda OSB kurulacak. Bu bölge açısından önemli bir gelişme. Genç arkadaşlarımız okulun ardından iş arayacaklar. Burada iş imkanlarını görmek çok mümkün değil. Bu nedenle Gıda OSB bizim için çok önemli. Gıda OSB’nin kurulmasıyla birlikte 70-80 firma bölgeye gelecektir. Tahmini olarak 8 bin göç bekliyoruz. Bunların hepsi yavaş ilerleyen Keşan’ın ekonomisine katkı sağlayacaktır. Bu esnafa da etki edecek. Keşan’ın kaderini değiştirmek istiyorsak; genç kardeşlerimize iş imkanı yaratmalıyız. Bu iş kapısını da Gıda OSB yaratacak.”

"1 katrilyonluk ekonomi yaratmasını bekliyoruz"

Sözlerinin son bölümünde, tarımın bölge ekonomisi için önemine dikkat çeken Mercan, Gıda OSB'ye de değinip sözlerini şöyle tamamladı; "Hamzadere Barajı’nın yapımına 1999 yılında başlandı. 2005 yılına kadar %3 seviyesindeydi. Ancak 2005 yılından sonra paranın oraya aktığını gördük. Bir anda çalışmalar yapılacak bugüne kadar hiç sulanmamış olan 275 bin dönüm arazi sulanmaya başlandı. Bu müthiş bir gelir. Bu bizim için çok önemli. Bugüne kadar çeltik ekilmeyen alanlarda, çeltik ekilmeye başlandı, ürün deseni değişmeye başladı. Bunun bir sonraki adımında sulu tarımla yapılan ürünler devreye girecektir. Gıda OSB’ye gelen firmalar bazı ürünler isteyecek. Bunların hepsi bölge için çok önemli. 1 katrilyonluk ekonomi yaratmasını bekliyoruz. Hamzadere ve Gıda OSB çok ciddi bir ekonomik getiri sağlayacak. Yavaş yavaş gelişen Keşan daha hızlı gelişecek ve daha yüksek gelirlere ulaşacağız.”

Gökçe: "En hızlı büyüyen sektör, %7 ile inşaat"

Forumun ilk bölümündeki son sözü DenizGökçe aldı. Türkiye'nin ekonomisine değinen ve ekonominin, 15 Temmuz darbe girişi sonrasındaki durumu hakkındaki tespitlerini açıklayan Gökçe, şunları söyledi; "15 Temmuz olayları sanayi üretimini son 7 yılın en düşük gelişme oranına indirdi. 15 Temmuz sonrası en olumsuz veri sanayi sektöründen geldi. Sanayi üretimi geçen yılın Temmuz ayı oranına göre %8,4 oranında azalarak küçük bir orana geriledi. %7 civarında büyüyen bir sanayi sektörümüz var. Ancak Haziran ayında da bu sektörde %4,2'ye gerileme vardı. Türkiye’nin ekonomide beklenen gidişatı yavaş olmasıydı. Üretim tarafında en hızlı büyüyen sektör; inşaat. %7 büyüdü. Buna karşılık tarım üretimi %1 azaldı. Ekonominin harcamalar kısmında ise özel tüketimin %5,2 oranında arttığını görüyoruz. Özel sektörde yatırımlar azalırken kamu yatırımı artmış durumda. 15 Temmuz’dan sonra toparlanmayı sağlamak için devlet devreye giriyor. Özel sektördeki küçülme ekonominin karşı karşıya kaldığı en önemli problem halini almış. Muhtemelen Türkiye %3-4 arasında bir büyüme yaşayacak. Türkiye’nin büyümeye ihtiyacı var. Türkiye’deki işsizlik oranı tarımı çıkardığınız zaman %12.9’a gelmiş durumda. Genç nüfus işsizliği %17-20 arasında dalgalanıyor.”

Katılımcıların, uzmanı oldukları konularda verdikleri bu bilgilerin ardından Forumda ilk bölüm tamamlandı. İkinci bölümde de katılımcılardan gelen sorular cevaplandırıldı ve Keşan 4. Ekonomi Forumu tamamlandı.

 

Kemik, Taşımalı Eğitim sorununa dikkat çekti ve yetkililere seslendi: " İhaleyi kime veririm mantığı ile hareket edersen bu şekilde sıkıntılar çıkacaktır"

Gökçetepe Köyü Muhtarı Abdullah Kemik, 2016-2017 Eğitim-Öğretim Yılı'nın başladığı günden bu yana devam eden Taşımalı Eğitim Sistemi sorununa dikkat çekerek, öğrencilerin taşınması için yapılması gereken ihale ile ilgili bilgilendirmenin Şoförler ve Otomobilciler Odası tarafından yapıldığını ve bunun İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün işi olduğunu vurgularken, İl Genel Meclisi üyelerinin de bu konuya eğilmesi gerektiğini söyledi.

Kemik, dönem başında başlayan Taşımalı Eğitim Sistemi'yle ilgili sorunun devam ettiğini belirterek, bu konuyu daha önce Erikli Köyü Muhtarı Ercan Yıldız'ın da gündeme getirdiğini hatırlatarak, "Bu şekilde ne ihale olur ne de bu sorun çözülür. İhalenin nasıl ve ne şekilde olacağı ile ilgili Keşan Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı beni arayarak bilgi verdi. Bu şekilde ihalenin sağlıklı olup-olmayacağını bilemiyorum. İhaleli odanın mı yaptığını merak ediyorum. Kim planlayarak bu ihaleleri yapıyorsa işin altından kalkamaz. 10-15 gün önceden ihale yapılacağının duyurusu yapılır, ilgili kişilere gönderilir ve planlaması yapılır. Anladığım kadarıyla ihalenin organizasyonunu şoförler odası yapıyor. Bu çok yanlış bir şey. Milli Eğitim Müdürlüğü’nden lise öğrencilerinin taşınmasıyla ilgili bir bilgi yok. Taşıma ihalesi kime danışılarak yapılıyor? Her geçen yıl bu iş kötüye gidiyor. Öğrenciler mağdur oluyor, bazı köylerde hiç taşıma yapılamıyor. Sıkıntılar büyük. Bu işe hem taşıma işini yapacak esnaf hem de öğrencisi taşınacak olan aileler açısından bakmak lazım. İhaleyi kime veririm mantığı ile hareket edersen bu şekilde sıkıntılar çıkacaktır. Bu işin düzene oturtsunlar. Komisyon bu işi yapamayacaksa başkalarına bıraksınlar. Bu işi yapacak olan şoförler odası değil İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’dür. Bize en az 10 gün önceden bilgi verilmeliydi.” dedi.

"Milli Eğitim'deki arkadaş bu işi şoförler odasından yönetmemeli"

İhale ile ilgili olarak kimin bilgilendirildiğini merak ettiğini vurgulayan Abdullah Kemik, "Ya belirledikleri şoförleri arıyorlar ya da ihalenin olduğu gün haber veriyorlar. Keşan Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı kim ki bu konuyla ilgili beni arıyor? Taşımaları o mu belirliyor? Milli Eğitim Müdürlüğü de şoförler odası da kendi işini yapacak. Milli Eğitim'deki arkadaş bu işi şoförler odasından yönetmemeli.” diye konuştu.

"İl Genel Meclisi üyelerinin de bu konuyla yakından ilgilenmeleri lazım"

Taşımalı Eğitim Sistemi ile ilgili olarak bazı köylerde güzergah birleştirmesi yapıldığını ifade eden Kemik, şunları söyledi; "Öğrenci sayısına göre birleştirme yapılabilir. Ancak bu konularda muhtarlarla istişare yapılmalı. 3-4 köyü birleştirdin, bu öğrenciler kış şartlarında saatlerce yollarda mı gezecekler? Bu tip işler köyün muhtarı veya ilgili kişinin istişaresiyle olur. Sahilde ikamet edip de çocuğunu okula kayıt ettirecek olanlar var. Taşımayacak mısın? Böyle bir şey yok. Bu yüzden ihale ile ilgili şoförler odasıyla değil, taşınacak ikametteki kurum amiriyle irtibata geçeceksin. Konunun takipçisi olacağız. İl Genel Meclisi üyelerinin de bu konuyla yakından ilgilenmeleri lazım. İl genel meclisinin de bu konuya eğilmesi gerek. Bu konulara eğilirsiler memnun oluruz. Konu ciddi. Sorunun üzerine düşmezlerse ileride büyük sıkıntılar çıkacaktır diye düşünüyorum. Soruyorum; geçen yıl Akhoca Köyü'nün taşımasını nasıl verdiniz? Kime verdiniz? Kaç paraya verdiniz? Böyle ihale olmaz. Bu şekildeki davranışlarla taşımacılık sağlam temellere oturmaz. Bu uygulamadan vazgeçin. İhale yapacaksınız taşınacak olan köyün kurum amirlerini çağıracaksınız.”

 

 

“Enez, 2017-2018 yıllarında cazibe merkezi haline gelecek”

Enez Belediye Başkanı Abdullah Bostancı yaptığı açıklamada; yapılan çalışmalar, yaz dönemi ve Trakya Üniversitesi’nin bir bölümünün Enez’e açılması konusunda atılan adımlar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“Kış döneminde, sahilde ve şehir merkezinde yolların yüzde 80’i yapılmış olacak”

Açıklamasına, “1 Ekim itibariyle, Enez Belediyesi’nde 2,5 yıllık görev süremi doldurmuş olacağım.” diyerek başlayan Bostancı, şunları söyledi: “Göreve geldiğimizde, 60 milyon liralık borçlu bir belediyeyi devir aldık. Çalışanların paraları ödenmediği için psikolojik çöküntü vardı. Önceliğimiz borçları yapılandırmak oldu ve çalışanların motivasyonunu arttırmak için çalıştık. Daha sonra da, araç parkı için çalışmalarımız oldu. Şuan itibariyle 1,5 milyon liralık yeni araçlar almak için paramız mevcut. Yeni araçlar için siparişler verdik ve 24 Kasım’a bu araçların yetişmesi için çalışmalarımızı hızlandırdık. Ayrıca, beton fabrikamız üretime devam ediyoruz. Bu kış döneminde, sahilde ve şehir merkezinde yolların yüzde 80’i yapılmış olacak.”

“Enez’in değeri artmaya başladı”

Abdullah Bostancı sözlerine şöyle devam etti: “Enez’den birçok insan yolların durumunun kötü olması, sahile inmede yaşadığı sorunlar ve sisteminin çalışmaması nedeniyle, ilçeden gitme yollarını arıyordu. Ama göreve geldikten sonra halkımızla birlikte iyi bir Enez’in inşası için çalıştık ve bugünde bunu başardığımızı görüyorum. İyi bir Enez yaratıldığı içinde, bazı yerlerden ilçemize gelenler olmaya başladı. Enez’in değeri artmaya başladı. Örnek vermek gerekirse; Enez’de 2014 yılında 110 bin liraya satılan bir villa, şuanda 220 bin liraya satıldığını görüyoruz. Kısacası, nüfus ve evlerdeki fiyatın artışı Enez’in geldiği noktayı göstermektedir.”

“Sülükler halen belediyemize saldırmaya devam ediyor”

Enez Belediyesi ve kendisi hakkında eleştirilerde bulunanlara göndermede bulunan Bostancı, “AK Parti, Enez’de belediye başkanlığını kazanmış ve bundan rahatsız olanlarda gerek partime gerek belediyeye eleştirilerde bulunuyorlar. Belediye başkanlığı düşüncesi içerisinde olan kişilerde bana ve partime eleştiriler yapıyorlar. Hedefi, Enez Belediye Başkanlığı ise, Enez’i kötülediğinin farkında değil. Enez’de belli bir yerleri fotoğraf çekerek, sosyal paylaşım sitelerinde paylaşıyor ve bölgeye gelmek isteyenlerin önüne geçiyor. Bu insanlar küçük bir azınlıktır. Kendisiyle barışık değiller. Kendi gölgesine dahi muhalefette bulunan kişilerdir. Belediyeden nemalanmış ve sülük gibi emenlerin hortumlarını kestik. Ancak, bu sülükler halen belediyemize saldırmaya devam ediyor. Enez’i seviyorlarsa, kötülemekten vazgeçsinler. Sorunları ve eleştirileri varsa, benimle paylaşsınlar.” dedi.

“Enez, 2017-2018 yıllarında cazibe merkezi haline gelecek”

Turizmle ilgili de, değerlendirmede bulunan Abdullah Bostancı sözlerine şöyle devam etti: “İlçemize tatil döneminde 120 bin insan tatillerini geçirmek için geliyor. Enez, 2017-2018 yıllarında cazibe merkezi haline gelecektir. Enez’de geçmiş yıllarda yapılan av ve balık festivalini yeniden yapmak için çalışmalar yapacağız. Ayrıca, Kaymakamlıkla birlikte, 400 konutun yer alacağı TOKİ’yi ve doğalgazı da, ilçemize getirdiğimizde turizm cenneti haline geleceğiz. İlçemize şuanda 4 tane yeni otel yapılırken, 4 tane de başvuruda bulundu. Enez’in geleceği için gerekli adımları atıyoruz ve atmaya da devam ediyoruz. Şuanda 150 bin nüfusa su verecek kapasiteyiz ve arıtma tesisimizi de geleceğe yönelik yeniden dizayn ediyoruz.”

“Yeni seçilen rektöre bölüm talebimizi anlatacağız”

Trakya Üniversitesi’nin bir bölümünün Enez’e açılması konusunda girişimlerde bulunduğunu hatırlatan Bostancı sözlerini şöyle tamamladı: “Bölümlerin açılması için dönemin rektöründen söz almıştık. Karar, senatodan geçmişti ve bizde yer tahsisinde bulunmuştuk. Fakat, rektörlük seçimleri oldu ve değişim yaşandı. Yeni göreve gelen rektörümüzle de taleplerimizi önümüzdeki günlerde görüşeceğiz.”  

 

Şenol Günday: "Kurbanlıkta yaşadığımız en büyük sorunun ESK'nın verdiği fiyatlar oldu"

Edirne İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Şenol Günday, geride kalan Kurban Bayramı'nda, küçükbaş kurbanlık satışlarıyla ilgili olarak değerlendirmelerde bulunurken, genel anlamda satışların bölgede iyi olduğunu söyledi.

Günday, küçükbaş satışlarının genel anlamda iyi olduğunu belirterek, en büyük sorunun, ESK (Et ve Süt Kurumu)’nun vermiş olduğu kurban fiyatının düşük olmasından kaynaklandığını ifade etti. Kilo alım fiyatı olarak 10,5 TL'nin düşük bir fiyat olduğunu dile getiren Şenol Günday, "Fiyat biraz daha dengele olsaydı satılmayan hayvanı olanlarda mağduriyet yaşamayacaktı. Genel itibariyle kurban fiyatları bu sene iyi durumdaydı. Gözlemlediğimiz üzere büyükbaşa olan talep daha fazlaydı. Her geçen sene görüyoruz ki küçükbaş hayvan kesenler, fikir değiştirip büyükbaşa yöneliyor. Bunun sebebinin büyük kısmı da yıllardan beri toplumda olan küçükbaşta yağ oranının fazla olduğu görüşü. Fakat küçükbaş yağsız olursa lezzetsiz olur. Küçükbaşın lezzetinin baş faktörü yağlı olmasıdır. Bundan 3-4 sene önceye kadar kurban bayramında büyükbaş hayvan satımı küçükbaş hayvanın üzerine hiç çıkmamıştı. Büyükbaş hayvan hep küçükbaştan az satın alınıyordu. Fakat son 2 senedir ufak bir farkla da olsa daha fazla satın alınmaya başlandı. Her geçen gün küçükbaştaki talep azalıyor.” dedi.

"Gelişigüzel atılan hamurlardan yiyen 35 hayvan telef oldu"

Kurban Bayramı'nda kesilen büyükbaş kurbanlıklar ile ilgili de görüş bildiren Günday, "Kurban Bayramı sırasında kesilen büyükbaş hayvanların birçoğu kurban özelliği taşımadığını gördüm. Büyükbaşta pay olarak girilen kurbanlarda kendin takip ettiğim üzere bunların %80’inin kurban özelliğini taşımadığını gördüm. Halk diline göre söylersek yaş olarak baktığımızda kapak açmamış dana kurban olmaz. Yani 2 yaşını doldurmuş olması gerekir. Fakat birçoğu değildi. Vatandaş tam bilgi sahibi olmadan danadan hisseye giriyor. 20 veya 30 kilo et alacak şekilde danadan pay alıyor. Fakat girdiği hisseden kesilen hayvandan tam olarak beklenen et miktarı çıkmadığında eksik kalan miktar aldığı kişi tarafından elinde kalan daha küçük yaşı doldurulmamış hayvanlar da kesilerek oradan tamamlanıyor. Kurban Bayramı sırasında aldığımız duyumlara göre bir fırıncı Yenimuhacir’e giden yol kenarında bulunan meraya hamur artıklarını atmış. Bu bölgede de hayvanlar gelişi güzel geziyor ve otluyor. Sürünün çobanı da bunu geç fark ettiği için bu hamurları tüketen 35 kadar hayvan telef oldu. Bu kişinin götürüp bu atıkları başka bir yerde imha etmesi yahut bunları çöpe dökmesi gerekir. Gelişi güzel şekilde atılması hiç hoş bir olay değil. Bu gibi durumlardan insanlar zarar görüyor.” diye konuştu.

"Neredeyse Burma türü keçilerin hepsi satıldı"

Sözlerinin son bölümünde, Kurban Bayramı'nda, Burma türü keçiye olan talep karşısında memnun kaldıklarının altını çizen Şenol Günday, şunları söyledi; "Neredeyse Burma türü keçilerin hepsi satıldı. Keçi, koyuna oranla daha az tercih ediliyor. Keçinin en büyük satış pazarı kurban bayramı sırasında oluşuyor. Bu sebeple de bu sene keçiye olan talebin iyi olması bizi memnun etti. Ayrıca keçinin diğer bir tüketiminin fazla olduğu dönem oğlak sezonudur. Fakat bu sezon 1 ay süresince devam ediyor. Normal süreçte oğlak o dönemde 3 ay boyunca bulunur. Ama 1 ay süre bittikten sonra kasaplarda ve satış yapan yerlerde oğlak eti bulmak imkansızlaşıyor. Sezonu bitti deniliyor. Oysaki sezon başladıktan itibaren 3 ay süresince oğlak bulmak mümkündür.”

 

 

45 yıldır devam eden kazılarda kilise kalıntıları çıktı

Enez'de, Trak, Troya, Ceneviz, Roma, Bizans ve Osmanlı’ya kadar uzanan medeniyetlerin tespit edilebilmesi amacıyla yaklaşık 45 yıldır devam eden kazılar çerçevesinde, bin 400 yıllık kilise kalıntıları orta çıktı.

Enez’de Taşaltı  Dalyan Gölü'nün kıyısında kral kızı diye anılan mevkide bulunan kilisede kazıların 9 yıldır devam ettiği belirtildi. Kilise kazısında görev yapan Avusturyalı arkeolog Prof.Dr. Stefan Karwiese, bu yıl çok güzel mermer parçalarına rastladıklarını dile getirerek, "Geniş ve titiz olarak 9 yıl önce başladığımız kazılarda, elimize geçen çok ilginç bulgular var. İlk önce yani bu kilisenin boyu 40’a 30 metre. Yani demek ki gerçekten büyük bir alan. İçinde özel şeyler olarak 2 tane sarnıç o veya çeşme olarak adlandırılabilen tesisler rastladık. Bu yıl özellikle çok güzel mermer parçalarına rastladık. Yani kilisenin iç donatımına çok güzel ışık atan parçalar var. Bazen o kadar çok büyük tonluk 5 tonluk bile parçalar var. Onu şimdi meydana getirmek ve anlamak ve bildirmek üzere devam ediyoruz. İlk önce bu kilisenin ilk yapımı 12’inci yüz yılda yer aldığını zannettiler. Fakat biz şimdi biliyoruz bu kilisenin temeli 6’ıncı yüz yılda yaratıldı. Yani imparator Justinyanus zamanında. Bu şekilde 1400 yıl burada duruyor. İsim kral kızı suni bir isim değildir. Yüz yıllarca halk arasında bu şekilde tüm yani bizim şimdi bulunduğumuz mevkiye isim olarak verilmişti. Demek ki her halde buraya bir kralın kızı gelmiş. Bir kralın kızı buraya evleniyordu ve öldü.” dedi.

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar

250x250