Büyük zaferin 101’inci yılı kutlandı

30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Mustafa Kemal Atatürk’ün başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’un, ulusun bağımsızlığı ile sonuçlandığı büyük zaferin 101'inci yılı tüm yurtta olduğu gibi Keşan'da da düzenlenen törenle kutlandı.

Saat 10.00'da, Cumhuriyet Meydanı'nda başlayan çelenk suna törenine; Keşan Kaymakamı Cemalettin Yılmaz, 4. Mekanize Piyade Tugay Komutan Yardımcısı Piyade Albay Hüseyin Erdal Altuner, Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu, Keşan Cumhuriyet Başsavcısı Vekili Lütfullah Karakaya, askeri erkan, davetliler ve vatandaşlar katıldı. Keşan Kaymakamlığı, Tugay Komutanlığı ve Keşan Belediyesi çelenklerinin Atatürk Anıtı önüne konulmasıyla başlayan tören, saygı duruşunda bulunulmasının ardından, Keşan Belediye Bandosu eşliğinde İstiklal Marşı'nın söylenmesi ile sona erdi. Buradaki törenin ardından, Keşan Kaymakamı Cemalettin Yılmaz, 4. Mekanize Piyade Tugay Komutan Yardımcısı Piyade Albay Hüseyin Erdal Altuner, Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu ve Cumhuriyet Başsavcısı Vekili Lütfullah Karakaya, Kaymakamlık Makamı'nda tebrikleri kabul etti.

Önal: "Bu bağımsızlık ve aydınlık mücadelesinin ilk hedefi son neferine kadar düşmanı güzel ve kutsal vatanımızdan atmak şeklinde belirlenmiştir"

Tören, saat 10.30'da, Cumhuriyet Meydanı'nda devam etti. Cemalettin Yılmaz, Hüseyin Erdal Altuner ve Mustafa Helvacıoğlu, halkın bayramını kutladığı tören, saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı'nın söylenmesiyle devam etti. Halk oyunları gösterisinin sergilendiği törende, günün anlam ve önemini belirten konuşma, Üsteğmen Süleyman Önal tarafından yapıldı. Aziz yurduna ve bağımsızlığına kast eden işgal kuvvetlerinin karşısında Türk ordusunun ortaya koyduğu bu eşsiz zaferin her safhasının tek tek düşünüldüğünü, hazırlandığını ve yönetildiğini vurgulayan Önal, "1900’lü yılların başlarında meydana gelen büyük devletler arasında ki çıkar çatışmaları, dünyada gelişen fikir akımları, sanayileşme gibi gelişmeler sonucunda Birinci Dünya Savaşı çıkmış,0 müttefiklerin aldığı ağır yenilgiler sonucu Mondros Mütarekesi imzalanmış. İmzalanan anlaşma ile bin yıldır üzerinde kan dökerek, can vererek yurt edindiğimiz Anadolu toprakları o dönemin büyük devletleri ve onların maşaları tarafından işgal edilmiş. Ayrıca tarihimize kara bir leke olarak geçen Sevr Anlaşması da ulusumuza dayatılmıştır. İşgal güçleri girdikleri her yerde adeta tarihi kinlerini kusarcasına kadınımıza, yaşlımıza, çocuklarımıza, dünyada eşine az rastlanır işkence zulüm ve hakaretlerde bulunmuşlardır. İşte böylesine umutsuz görünen, üzerimizde kara bulutların dolaştığı bir ortamda Mustafa Kemal Atatürk ve O'nun dava arkadaşları bağımsızlık meşalesini yakarak ‘Ya istiklal ya ölüm’ parolasıyla aydınlığa giden yolu aralamışlardır. Bu bağımsızlık ve aydınlık mücadelesinin ilk hedefi son neferine kadar düşmanı güzel ve kutsal vatanımızdan atmak şeklinde belirlenmiştir." dedi.

"Kazanılan zaferi muhteşem kılan unsur, harbin; kadın, çocuk, yaşlı demeden milletçe topyekün bir savaş olarak icra edilmiş olmasıdır"

Özellikle Sakarya Meydan Muharebesi'nde de hedefe ulaşmaya muktedir olunduğunu, milletin; istiklali uğruna kanının son damlasına kadar mücadeleye devam edeceğini ispatladığını ifade eden Süleyman Önal, "Artık dünyanın en kahraman, en savaşçı milletine düşen görev düşmana son darbeyi vurmak olmuştur. Mustafa Kemal Paşa'nın başkomutanlığı altında Türk kuvvetleri düşmana beklemediği bir yerden taarruza geçerek stratejik sahada düşmanı aldatmayı başardı. Avrupalıların 5 - 6 ayda geçilemez dediği Afyon mevzilerini 3 günde geçerek 30 Ağustos'a gelindiğinde düşman kuvvetlerinin önemli bir bölümünü imha etti. Bu büyük zafer ile düşmana son darbe vuruldu. Ardından icra edilen takip harekatıyla da 9 Eylül’de düşman İzmir’de denize döküldü. Bu muharebelerde Türk ordusu çok kısa bir sürede kendisinden üstün bir düşman kuvvetinin büyük bir bölümünü imha ve esir etmiştir. Askeri açıdan bir diğer husus da, günün şartlarında bir ordunun 10 günde 500 kilometrelik mesafeyi yaya olarak ve savaşarak kat etmesidir. Kazanılan zaferi muhteşem kılan unsur, harbin; kadın, çocuk, yaşlı demeden milletçe topyekün bir savaş olarak icra edilmiş olmasıdır. Türk ulusu bu meydandan da Ulu Önderi’nin liderliğinde alnının akıyla çıkmayı başarmıştır. Türk tarihine altın harflerle yazılan bu zaferin günümüze kadar yansıyan çok önemli siyasi ve askeri sonuçları olmuştur ve bu sonuçların günümüze de yansımakta olduğu gözlenmektedir. Bu zaferle, Türk ulusunun son neferine kadar yok edilmedikçe Türk’ün istiklalinin elinden alınmayacağı, Türklerin yalnız askeriyle değil, milletin topyekün olarak savaştıkları bir kere daha ispatlanmıştır. 30 Ağustos Zaferi, Türk Ordusu’na ‘Silahlı Kuvvetler Günü’ olarak armağan edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkemizin huzur ve bekasını sağlamak, bölgemizde ve dünyada sürekli barışın tesisine katkıda bulunmak için tarihinden ve milletinden aldığı güçle, modern harp silah ve teçhizatıyla, güçlü ve dinamik personeliyle ulaştığı yüksek eğitim seviyesiyle, azimli ve kararlı komuta kademesiyle dostlarının ve ülkemizin güvencesi, düşmanlarımızın korkulu rüyası olmaya devam etmektedir. Dünyanın sayılı askeri güçlerinden birisi olan silahlı kuvvetlerimiz her zaman, her yerde ve her şartta verilecek görevleri ifaya hazırdır. Milli egemenlik, milli şuur ve tam bağımsızlık esasına dayanan Atatürk ilkeleri, bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de Türk Silahlı Kuvvetlerimize rehber olmaya devam edecektir. Bu kutsal ve tarihi gün vesilesiyle ulusça başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere, dava arkadaşları ve aziz şehitlerimiz ile ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmetle anıyor, hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz, şükranlarımızı sunuyoruz. Ruhları şad olsun." diye konuştu.

Geçit töreni alkış aldı

Yapılan konuşmanın ardından geçit töreni yapıldı. Geçit töreninde, askeri birliğin arkasından, zırhlı araçlar geçiş yaparken, Yunus Timi ekipleri de motosikletlerinin de katıldığı geçit töreninde, bazı STK'lar da geçit töreninde yer aldı. Program, geçit töreninin ardından sona erdi.

Haber / FOTO: İlker GÜREL