Mahkemenin “İşe iade” kararı verdiği işçi Mehmet Kerman’ın kararı uygulamasını bekliyor
İpsala Belediyesi’nde, yerel seçimin ardından İpsala Belediye Başkanı Mehmet Kerman tarafından işten çıkartılan, İpsala Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nde çalışan ve Disk/Genel-İş Sendikası İşyeri Temsilcisi olan Salih Aba, İpsala Asliye Hukuk Mahkemesi’nin verdiği “işe iade” kararına karşı, İpsala Belediye Başkanlığı’nın “istinaf” talebinin de Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından reddedildiğini belirterek Mehmet Kerman’ın hukukun verdiği karara uymasını beklediğini söyledi.
Salih Aba, İpsala Belediyesi’ndeki işinden çıkartıldığı ve işe “iade” kararı ile ilgili süreç hakkında açıklamalarda bulundu. Sadece kendi hakkı için değil, Türkiye’de hukukun üstünlüğüne inanan herkes için konuştuğunu dile getiren Aba, “Ben yıllarca belediyede çalışan bir işçiyim. Emeğimle, alın terimle çalıştım. Aynı zamanda bir sendika temsilcisi olarak çalışma hayatım boyunca yalnızca işçilerin haklarını savundum. Ancak bir gün hiçbir hukuki gerekçe olmadın işten çıkarıldım. Ben de bir vatandaş olarak devletime ve adalet sistemine güvendim. Mahkemeye başvurdum. Uzun süren yargılama sonunda mahkeme açık ve net bir karar verdi. İşe iade edilmem gerektiğine hükmetti. Mahkeme bu kararı verirken açıkça iş hukukunun temel düzenlemelerine dayandı. Özellikle 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu iş Sözleşmesi Kanunu Madde 24 uyarınca sendika temsilcilerinin iş güvencesi açıkça düzenlenmiştir. Bu maddeye göre bir işveren, sendika temsilcisinin iş sözleşmesini keyfi şekilde sona erdiremez. Sendika temsilcileri kanunla güvence altına alınmıştır. Mahkemede bu açık kanuni düzenlemeye dayanarak işe iade kararı vermiştir. Ancak bugün geldiğimiz noktada çok daha vahim bir durumla karşı karşıyayız. Mahkeme kararı olmasına rağmen belediye bu karara uymamaktadır. Oysaki hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri şudur; Mahkeme kararları herkes için bağlayıcıdır. Bu ilke, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 138 ile açıkça düzenlenmiştir. Bu maddeye göre hiçbir kişi veya kurum mahkeme kararlarını yerine getirmeme veya geciktirme hakkına sahip değildir. Mahkeme kararlarına uymamak yalnızca hukuki değil aynı zamanda cezai sorumluluk da doğurur. Bir kamu görevlisinin mahkeme kararını uygulamaması durumunda Türk Ceza Kanunu Madde 257 kapsamında sorumluluk doğabilir. Çünkü kamu gücünü kullanın kişiler hukukun üstünde değildir” dedi.
“Yıllarca emek verdiğim işime mahkeme kararıyla dönme hakkı kazandım ama buna rağmen hala hakkımı aramak zorunda bırakılıyorum”
Gelinen noktada, yaşanın durumun yalnızca bir işçinin işine dönmemesi meselesi olmadığını kaydeden Salih Aba, “Bugün yaşanan durum yalnızca bir işçinin işine dönmemesi meselesi değildir. Mahkeme kararlarının uygulamaması meselesidir. Hukukun üstünlüğünün zedelenmesi meselesidir. Bir vatandaşın çalışma hakkının engellenmesi meselesidir. Oysaki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 49 herkesin çalışma hakkına sahip olduğu açıkça belirtilir. Bir insanın emeğiyle çalışma hakkını engellemek, onu ve ailesini ekonomik olarak çaresiz bırakmak yalnızca hukuka değil, aynı zamanda vicdana da aykırıdır. Benim bir ailem var. Geçindirmem gereken bir hayat var. Yıllarca emek verdiğim işime mahkeme kararıyla dönme hakkı kazandım ama buna rağmen hala hakkımı aramak zorunda bırakılıyorum. Bugün burada bir kez daha soruyorum; Eğer mahkeme kararları uygulamayacaksa, vatandaş hakkını nerede arayacak? Eğer kamu kurumları mahkeme kararlarını uygulamazsa, hukuk devleti nasıl ayakta kalacak? Ben sadece hukukun uygulamasını istiyorum. Benim talebim çok açık ve nettir: Mahkeme kararlarına uyulsun. Hukuk uygularsın. Bir vatandaşın hakkı teslim edilsin. İlk önce İpsala yerel mahkeme, daha sonra Tekirdağ’daki istinaf mahkemesi benim işe geri dönmem için karar verdi. 4 tane yüksek yargıcın imzasıyla 24 Ekim 2025 tarihinde kesin karar verdi. Yani ben 5 aydan beri resmi olarak belediyede çalışıyor görünüyorum. Ama Mehmet Kerman beni işe başlatmıyor ve görevini kötüye kullanıp kamuyu zarara uğratıyor” diye konuştu.
Haber MERKEZİ