DİSK Tekstil İşçileri Sendikası tarafından, Keşan’daki bir tekstil fabrikasında işten çıkarılan, maaş gecikmeleri ve sendikal haklarıyla ilgili olarak dün gerçekleştirilen ve geniş katılımın olduğu basın açıklamasında, 8 maddeden oluşan talep listesi iletildi.
Saat 13.30 sıralarında, Alparslan Türkeş Meydanı’nda başlayan basın açıklamasına; DİSK Tekstil Sendikası Genel Başkanı Kazım Doğan ve Örgütlenmelerden Sorumlu Genel Başkan Danışmanı Bahadır Derin’in yanı sıra, İYİ Parti Bursa Milletvekili ve Tüm Sendikalar ve Kamu Çalışanlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, Keşan’daki siyasi partilerin ve STK’ların başkan ve temsilcileri ile tekstil işçileri ve aileleri katıldı. Sloganların atıldığı basın açıklamasında ilk söz alan Türkoğlu, işçilerin yaşadığı bu sorunu TBMM’de gündeme getireceğini söyledi. İşçiler de bu süreçte yaşadıklarını dile getirerek, haklarını istediklerini yineledi.
Derin: “Süreç işçiler açısından yeni mağduriyetlere yol açtı”
Tekstil işçileri ile ilgili basın açıklamasını ise Bahadır Derin yaptı. Bahadır Derin, bir tekstil fabrikasının farklı illerdeki fabrikalarında yaşanan işten çıkarmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akhisar, İzmir, Lüleburgaz, Babaeski, Keşan, İstanbul ve Ordu’da toplam binden fazla işçinin işten çıkarıldığını öne süren Derin, son olarak Keşan’daki fabrikada sendika üyesi yaklaşık 25 işçinin işine son verildiğini ifade etti. Derin, Keşan’daki işten çıkarmaların 2 Ekim Cuma günü gerçekleştirildiğini belirterek, sürecin işçiler açısından yeni mağduriyetlere yol açtığını savundu. İşten çıkarma işlemlerinde kullanılan kodların değiştirilmesine de dikkat çeken Derin, başlangıçta 04 koduyla bildirilen bazı işten çıkışların, işçilerin kendilerine sunulan belgeleri imzalamamasının ardından SMS yoluyla 22 koduna çevrildiğini ileri sürdü. Bazı işçiler hakkında noter aracılığıyla görevi yapmamak, bazıları hakkında ise iyi niyet ve ahlak kurallarına uymamak gerekçeleriyle İş Kanunu’nun 25. maddesi kapsamında işlem yapıldığını iddia eden Bahadır Derin, bu uygulamaların işçilerin haklarına erişimini olumsuz etkilediğini savundu. İşten çıkış kodlarının değiştirilmesine tepki gösteren Derin, işçilerin işsizlik ödeneğinden yararlanamama riskiyle karşı karşıya kaldığını belirterek, işlemlerin hukuka uygunluğunun incelenmesini istedi. Derin, işçilerin alacakları ve işe iade talepleri için uzun süren yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakılmasının da mağduriyeti artırdığını dile getirdi.
“Maaşlar gecikiyor, işçiler zor durumda”
Derin, şirketin finansal sorunları ve konkordato sürecinin yükünün çalışanlara yansıtılmaması gerektiğini savundu. Ücretlerin gecikmesi nedeniyle bazı işçilerin ev kiralarını ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ileri süren Derin, çalışanların aile bütçelerinin olumsuz etkilendiğini söyledi. İşçilerin ekonomik sıkıntılar nedeniyle kişisel eşyalarını satmak zorunda kaldıklarını da iddia eden Derin, buna karşın şirket yönetiminin tutumunu eleştirdi. Şirketin finansal durumuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bahadır Derin, yaşanan sorunların sorumluluğunun sendikal örgütlenmeye yüklenmesine karşı çıktı. Sendikanın bir krizin nedeni olmadığını, işçilerin haklarını korumak için kullandıkları anayasal bir hak olduğunu belirten Derin, çalışanların örgütlenme hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Derin, işten çıkarılan çalışanların kıdem ve ihbar tazminatları başta olmak üzere tüm işçilik alacaklarının ödenmesini talep ederek, konkordato sürecinin işçilerin haklarını alamamasına gerekçe oluşturmasına karşı çıktı.
“Fabrikalardaki hijyen koşulları da gündeme geldi”
Açıklamada yalnızca ücret ve işten çıkarma sorunları değil, fabrikalardaki çalışma koşulları da gündeme taşındı. Derin, firmanın fabrikalarında içme suyu, tuvalet ve temizlik malzemeleri konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunu öne sürdü. İşçilere sağlanan içme suyunun koktuğunu, sabun ve peçete gibi temel temizlik malzemelerinin bulunmadığını ve tuvaletlerin hijyen açısından yetersiz olduğunu iddia eden Derin, bu koşulların çalışanların sağlığını tehdit ettiğini savundu. Çalışma ortamının insan sağlığına ve onuruna uygun hale getirilmesi gerektiğini belirten Bahadır Derin, fabrikalardaki hijyen koşullarının ilgili kamu kurumları tarafından denetlenmesini istedi.
“Yöneticilere yönelik hakaret ve baskı iddiaları”
Bahadır Derin’in açıklamasında, fabrika yöneticilerinin işçilere yönelik tutumları hakkında da ağır iddialar yer aldı. Derin, Ordu’daki fabrikada maaşların gecikmesi nedeniyle eylem yapan kadın işçilere yönelik cinsiyetçi ifadeler kullanıldığını öne sürdü. Söz konusu olayların video görüntüleriyle kayıt altına alındığını belirten Derin, işçilerin anayasal haklarını kullanmalarının engellendiğini savundu. Sendika temsilcisi, işçilerin yalnızca ekonomik hakları için değil, aynı zamanda saygılı ve güvenli bir çalışma ortamında bulunabilmek için mücadele ettiğini ifade etti. Açıklamada, çalışanların izin taleplerinde zorluk yaşadığı ve haklarını aradıklarında baskıyla karşılaştığı yönündeki iddialar da dile getirildi.
Sendikadan 8 maddelik talep listesi…
Derin, basın açıklamasında fabrika yönetimine ve ilgili kamu kurumlarına yönelik sekiz maddelik talep listesini kamuoyuyla paylaştı. Bahadır Derin, talep listesiyle ilgili şunları söyledi; “DİSK Tekstil Sendikasında, birleşen, anayasal hakkını kullanan ve emeğinin peşinde olan insanlar adına. TYH Tekstil yönetimine ve tüm kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz: Geciken ücretler ve diğer işçilik alacakları, yasal yükümlülükler doğrultusunda eksiksiz biçimde ödenmelidir. İşten çıkarılan işçilerin işlemleri, özellikle işten çıkış kodlarına ilişkin iddialar, hukuka uygunluk bakımından incelenmeli; işçilerin hak kaybına uğraması önlenmelidir. Sendikal örgütlenme nedeniyle işten çıkarılan, işçilerin durumu araştırılmalı, hukuka aykırı uygulamalar varsa giderilmeli ve işçilerin işe iadesi için gerekli adımlar atılmalıdır. Ordu ve Keşan fabrikalarında yöneticilere atfedilen hakaret, cinsiyetçi ifade ve aşağılayıcı davranış iddiaları bağımsız biçimde soruşturulmalı; sorumluluğu tespit edilen kişiler hakkında gerekli işlemler yapılmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından fabrikalarda denetimler gerçekleştirilmeli; işçilerin sağlığını, güvenliğini ve insan onurunu ilgilendiren koşullar incelenmelidir. Fabrikalardaki içme suyu, tuvalet, sabun, peçete ve diğer temel hijyen ihtiyaçlarıyla ilgili eksiklikler derhâl giderilmelidir. Sendikal yetki uyuşmazlıkları ve iş davalarının makul sürede sonuçlandırılması için gerekli adımlar atılmalı; işçilerin hak arama süreçleri yıllarca süren bir mağduriyete dönüşmemelidir. İşyerinde baskı, tehdit ve ayrımcılık iddialarının önüne geçilmeli; işçilerin sendikal haklarını özgürce kullanabilecekleri bir çalışma ortamı sağlanmalıdır. Bunlar ayrıcalık değildir. Bunlar insanca çalışmanın, hukuka uygun yönetimin ve emeğe saygının asgari gerekleridir. Baskıyla, tehditle, açlıkla terbiye edebileceğini sananlar yanılıyorlar. İşçinin Alın terini lüks mekanlarda hesap ödeme malzemesi yaptırtmayacağız! Onurumuz, sağlığımız ve geleceğimiz için direneceğiz, savaşacağız ve mutlaka kazanacağız!” Bu açıklamanın ardından kalabalık dağıldı.
Haber MERKEZİ
