Akademisyen ve CHP’den 27. Dönem Edirne Milletvekili olan Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, bölgedeki üretim ile ilgili konuk olduğu TV 5’te açıklamalarda bulundu.
Gaytancıoğlu, yaşanan don ve kuraklık ile birlikte bölgedeki üretimin çok kötü bir hal aldığının altını çizerek, “50 civarında ilimiz don olayından etkilendi. Bu durumdan kaynaklı olarak fiyatların artacağını o zaman da söylemiştik. Üreticinin zararlarının da karşılanacağı, yaklaşık 150 milyar TL’lik bir ödeme yapılacağı söylenmişti. Fakat hala bir ödeme yapılmadı. Üreticimiz ise hala aynı üretici ve üretmeye de her şartta devam ediyor.” dedi.
“Kuraklığın olacağı yıllarda ekilişlerin erken yapılması gerekir”
Üretimdeki düşüşün, gıda enflasyonuna yol açtığını da sözlerine ekleyen Okan Gaytancıoğlu, “Üreticilerimiz don olayının ardından bir de kuraklık yaşadı. Son yılların en ciddi kuraklığını sadece biz değil, bizim coğrafyamızdaki diğer ülkeler de yaşıyor. Ancak biz önlemlerimizi alamadık. Kuraklığın olacağı yıllarda ekilişlerin erken yapılması gerekir. Uzmanlarımız tarafından, ‘Ürünlerinizi erken ekin. Kuraklık var, ürünler kavrulabilir’ denildi. Ancak bu konuda ne il ne de ilçe tarım müdürlükleri bu konuda bilinçlendirme, teşvik etmeye yönelik bir çalışma yapmadı. Bir müsabakaya çıkarken antrenman yapılır. Yani kuraklığın olacağı söylendiğinde, barajların dolu olması gerekiyor. Bizim, Meriç, Arda ve Tunca nehirlerimiz var. Ayrıca bizim topraklarımızdan geçen Ergene Nehri var. Bu nehirler akarken kış aylarında barajları tamamlamamız, doldurmamız gerekiyordu. Ancak bu barajlar yapılmadı. 1950 yıllarında Türkiye’de çok barajlar yapıldı. Günümüzde çok ciddi buharlaşma olduğu için artık birçok dünya ülkesi kapalı sisteme geçti. Türkiye’de bunu yapması gereken kurum Devlet Su İşleri. Liyakatli kişiler ve bütçeler ile donatılması gerekirken, yeterli bütçeler verilmedi.” diye konuştu.
“Diğer ülkeler karınca gibi bu girişimleri yaparken biz hep yağmurun yağmasını bekledik”
Ağustos böceği ve karınca hikayesini anımsatan Gaytancıoğlu, “Diğer ülkeler karınca gibi bu girişimleri yaparken biz hep yağmurun yağmasını bekledik. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde iktidar kanadı zeytinliklerin yok edilmesiyle ilgili yasalar ile uğraştı. Bin yıllık coğrafyada yer alan zeytin ağaçlarını kesip, yerin altındaki kömürü almak olmaz. Ne bilimi, ne tekniği dinlediler, ne bu konuda bir önlem aldılar, ne üreticilerin tazminatları ödendi. İlerleyen günlerde, çiftçilerin az destek aldığı gündeme gelecek. 2025 yılında yeni bir sisteme geçeceğiz ve bu da 2026 yılında uygulanacak. Temel bir destek vereceklerini, ve desteklemelerin arttığını söylediler. Oysa biz sonucuna, Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde kaçının tarıma ayrıldığına bakarız. Yüzde 1’ini verecekken, binde 22’lere düşüyor. Aslında destekler artmıyor. Destekler uygulanmadıktan sonra bunların bir anlamı yok. Örneğin; petrolden sonra en fazla döviz ödediğimiz ayçiçeğinde büyük sorun yaşıyoruz. Bu sorunları Rusya ve Ukrayna yaşamıyor. Çünkü çok önceki yıllarda önlemlerini almışlar. Rusya bugün üretim seferberliği gerçekleştirmiş, 1 milyon ton olan üretimini 15 milyon tona, Ukrayna da 10 milyon tonu geçmiş. Türkiye ise hala 1 milyon ton seviyelerinde. Üstelik de kuraklıktan etkileniyoruz. TARSİM kurumuna, kuraklığın felaketler kapsamına alınması gerektiğini söyledik. Bu yıl ayçiçeğini kuraklık kapsamına aldı ve üreticiye ‘Ortalama 144 kg üzerinden bir poliçe imzala, parasını ver, ben seni kuraklığa karşı sigortalıyorum. Kuraklığa köy olarak başvuracaksınız’ dedi. Ancak kuraklıktan etkilenen üreticiye, poliçedeki verim değil, o gölgedeki ortalama verim üzerinden hasarının karşılanacağı söyleniyor. Üstelik, bir kişinin mağduriyeti kabul edilmiyor. Tüm köyün mağdur olması gerekiyor. Yani toplu halde başvurulması gerekiyor.” şeklinde konuştu.
“Yeni bir sayfa ile dünyanın süper güçlerinden biri olabiliriz”
Çiftçiye yönelik uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğini dile getiren Okan Gaytancıoğlu, şunları söyledi; “Dünya ülkelerindeki tarım politikalarını inceliyor, bir kitap yazıyorum. Brezilya, Arjantin, Rusya, Ukrayna, Kanada, Avusturalya, Yeni Zellanda, Çin, Hindistan, ABD, Avrupa Birliği’nin tarımlarını nasıl yönlendirdiğini, tarıma nasıl destek verdiğini inceliyorum. Çünkü dünya nüfusu artıyor, su kaynakları azalıyor. Biz bu ülkelerin hepsinden iyiyiz. Varlığımız var ama cebimizde paramız yok. Biz dünyanın en verimli tarım topraklarına sahibiz. Türkiye arazilerinin yüzde 26.5’ini işleyebiliyor. Ancak çiftçimiz borçlu ve köyden kente göç ediyor. Toprak toplulaştırmasında, kamulaştırmaktan başka, şirketleri zengin etmekten başla bir şey yapmıyoruz. Biz aslında iyi yönetilmiyoruz. Tarımda, ekonomide de yeni bir anlayış, yeni bir sayfa ile dünyanın süper güçlerinden biri olabiliriz.”
Haber: İlker GÜREL
İpsala’nın köy yollarında asfaltlama çalışmaları yapılıyor
1
Karısına ve kayınpederine ateş açan adam başından vurulmuş halde bulundu
127341 kez okundu
2
Mecidiye’de feci kaza: 2 ölü
83692 kez okundu
3
Güzellik merkezinin camlarına kurşun sıktılar
53199 kez okundu
4
İki otomobilin çarpıştığı kazada 1 kişi hayatını kaybetti 1 kişi de yaralandı
37677 kez okundu
5
Bakanlık tatil dönüşünde kamyon, çekici ve tankerler ile ilgili karar aldı
26050 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.