Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkan ve üyelerinin imzasının yer aldığı bölge üretimiyle ilgili birçok bilginin yer aldığı rapor, Edirne’yi ziyaret eden Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya sunulurken, rapor, kamuoyu ile de paylaşıldı.
Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu tarafından, Edirne genelindeki üreticilerin sorunlarını ve taleplerini içeren bir rapor hazırlandı ve bu rapor, geçtiğimiz gün Edirne ziyaretinde bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya iletildi. Rapor ile ilgili olarak kamuoyuna da bilgiler verildi. Bakan Yumaklı’ya sunulan “Tarımsal Üretim Değerlendirme Raporu”nun tamamını, üreticilerden gelen talepler üzerine kamuoyunun bilgisine sunulduğu belirtilirken, Raporda; Edirne’de buğday, ayçiçeği ve çeltik üretim maliyetleri, tarımsal desteklerin satın alma gücü, 2027 üretim sezonunun finansman ihtiyacı, hasat dönemindeki pazarlama koşulları, ürün bazlı destekleme ihtiyacı, TARSİM uygulamaları, sulama ve enerji maliyetleri, ÇKS hizmetleri ile üretimin sürdürülebilirliğine ilişkin değerlendirme ve önerilerine yer verildiği kaydedildi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın Edirne ziyareti sırasında sunulan raporda, üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca ürününü hangi fiyattan sattığıyla sınırlı olmadığına dikkat çekildi. Raporda, üreticinin hasat sonrasında mevcut borçlarını kapatabilmesinin tek başına yeterli olmadığı, asıl önemli konunun bir sonraki üretim döneminin tohum, gübre, mazot, sulama ve diğer işletme giderlerini karşılayabilecek sermayenin korunması olduğu belirtildi.
“Maliyetler ürün fiyatlarından daha hızlı artıyor”
Edirne’deki ziraat odalarının raporunda yer alan verilere göre, 2025-2026 döneminde kentte temel tarımsal ürünlerin üretim maliyetlerinde ciddi artışlar yaşandı. Buğdayda dekara üretim maliyeti yüzde 39,4 artarak 8 bin 103 TL’ye yükseldi. Ayçiçeğinde dekara maliyet yüzde 45,8 artışla 6 bin 569 TL’ye çıkarken, çeltikte üretim maliyeti yüzde 32,2 artarak dekara 33 bin 646 TL’ye ulaştı. Girdi fiyatlarındaki yükseliş de üreticinin üzerindeki baskıyı artırdı. Raporda, Haziran ayı itibarıyla TÜİK Tarım-GFE yıllık artışının yüzde 32,06 olduğu, gübre fiyatlarının yıllık yüzde 32,7, mazot fiyatlarının ise yüzde 57,9 arttığı belirtildi. Buna karşılık Tarım-ÜFE’deki yıllık artış yüzde 9,55 seviyesinde kaldı. Raporda, bu tablo nedeniyle üreticinin sattığı ürün karşılığında satın alabildiği girdi miktarının giderek azaldığına dikkat çekildi.
“Buğdayda fiyat arttı, ancak alım gücü geriledi”
Raporda buğday üreticisinin durumu da ayrı bir başlık altında değerlendirildi. TMO’nun 2. grup ekmeklik buğday alım fiyatının ton başına 13 bin 500 TL’den 16 bin 500 TL’ye yükseldiği belirtilirken, nominal fiyat artışının üreticinin girdi alım gücüne aynı oranda yansımadığı kaydedildi. Temmuz sonu girdi fiyatları üzerinden yapılan değerlendirmede, 1 ton buğdayın mazot alım gücünün yüzde 14,9, gübre alım gücünün ise yüzde 9,8 gerilediği belirtildi. Ziraat Odaları, bu nedenle yalnızca ürünün TL bazındaki fiyatının değil, bu fiyatla üreticinin ne kadar mazot ve gübre satın alabildiğinin de dikkate alınmasını istedi.
“Ayçiçeğinde maliyet yüzde 45,8 arttı”
Edirne ve Trakya tarımının önemli ürünlerinden ayçiçeğinde ise üretim maliyetindeki artış ile ürün fiyatındaki artış arasındaki fark raporda dikkat çekilen başlıklardan biri oldu. Ayçiçeğinde dekara üretim maliyeti yüzde 45,8 artarak 6 bin 569 TL’ye yükseldi. Buna karşılık Trakya Birlik’in yüzde 44 yağ oranlı referans fiyatı kilogram başına 33 TL’den 37 TL’ye yükseldi. Böylece ürün fiyatındaki artış yüzde 12,1 seviyesinde kaldı. Raporda, 2026 üretim yılına ilişkin maliyet artışları ve piyasa koşullarının birlikte değerlendirilerek ayçiçeğinde ürün bazlı fark ödemesi seçeneğinin gündeme alınması istendi. Kurul ayrıca yalnızca mevcut sezonun değil, üreticinin gelecek sezon ihtiyaç duyacağı sermayenin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
“Çeltikte maliyet arttı, saha alım fiyatı geriledi”
Raporda Edirne açısından en dikkat çekici başlıklardan biri ise çeltik oldu. Türkiye çeltik üretiminin yaklaşık yüzde 43’ünü karşılayan Edirne’de çeltiğin stratejik bir ürün olduğu vurgulanırken, üreticinin maliyet ile satış fiyatı arasında sıkıştığı belirtildi. Çeltikte üretim maliyetinin kilogram başına 36,3 TL’den 48 TL’ye yükseldiği ifade edildi. Buna karşın 2026 hasat döneminde özel sektör saha alım fiyatlarının Cameo çeşidinde 38 TL, Osmancık çeşidinde ise 35 TL seviyesinde kaldığı kaydedildi. Raporda ayrıca üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasındaki farkın da büyüdüğüne dikkat çekildi. Osmancık çeltiğinin saha alım fiyatı 38 TL’den 35 TL’ye gerilerken, 5 kilogramlık paketli pirincin market rafındaki fiyatının 269 TL’den 339 TL’ye yükseldiği belirtildi. Ziraat Odaları, üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının doğrudan market kârı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ederken; işleme, ambalaj, lojistik ve finansman maliyetlerinin de bulunduğunu belirtti. Ancak üretici fiyatındaki düşüşün tüketici fiyatlarına aynı yönde yansımamasının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“100 dekar çeltik için 4,3 milyon liralık finansman ihtiyacı”
Raporda gelecek sezonun finansman ihtiyacına ilişkin yapılan hesaplama da dikkat çekti. 100 dekar buğday üretimi için finansman ihtiyacının 2025 yılında 581 bin 100 TL olduğu, 2026 yılında 810 bin 300 TL’ye yükseldiği ve 2027 planlamasında 1 milyon 53 bin 390 TL’ye ulaşmasının beklendiği belirtildi. Aynı hesaplamada 100 dekar ayçiçeği için 2027 sezonunda 853 bin 970 TL finansman ihtiyacı öngörüldü. Çeltikte ise rakam çok daha yüksek bir seviyeye çıktı. 100 dekar çeltik üretiminin 2027 sezonundaki finansman ihtiyacının 4 milyon 373 bin 980 TL’ye ulaşabileceği ifade edildi. Ziraat Odaları, kredi limitlerinin geçmiş dönem maliyetleri üzerinden değil, üreticinin yeni sezon için ihtiyaç duyacağı güncel işletme sermayesi dikkate alınarak belirlenmesini istedi.
“Hasatta üreticinin pazarlık gücü korunmalı”
Raporda üreticinin hasat döneminde yaşadığı nakit ihtiyacının da önemli bir sorun olduğu belirtildi. Buğdayda Temmuz ayında müstahsil ortalamasının 13,88 TL/kg olduğu, 24 Ağustos tarihinde Edirne Ticaret Borsası e-salon ortalamasının ise 17,17 TL/kg seviyesine yükseldiği kaydedildi. Hasat döneminde borç ve nakit ihtiyacı nedeniyle ürününü erken satmak zorunda kalan üreticilerin daha sonraki fiyat artışlarından yararlanamadığına dikkat çekildi. Ayçiçeğinde de benzer bir fiyat hareketinin yaşandığı belirtildi. 24 Ağustos tarihinde Edirne Ticaret Borsası e-salon ortalaması 41,30 TL/kg seviyesindeyken, Eylül ayının ilk yarısında fiyatların yaklaşık 38 TL/kg seviyesine gerilediği ifade edildi. Çeltikte ise TMO’nun zamanında fiyat açıklayarak fiili alımlarla piyasada görünür olmasının üreticinin pazarlık gücünü artıracağı değerlendirildi.
“Ayçiçeğinde ithalat ve vergi takvimi uyarısı”
Raporda ayçiçeği üreticisi açısından dış ticaret ve gümrük vergisi takviminin de yakından takip edilmesi gerektiği belirtildi. Yerli ürün teşviki kapsamında 1 Temmuz itibarıyla yerli ayçiçeği alan sanayicilere 2027 yılı ithalat kontenjanında öncelik tanındığı hatırlatıldı. Bunun yanında 27 Ağustos tarihinde yapılan düzenlemeyle, yağlık ayçiçeğinde genel gümrük vergisinin yüzde 20’den yüzde 12’ye geçiş tarihinin 30 Kasım’dan 1 Ekim’e çekildiğine dikkat çekildi. Raporda, düşük genel vergi döneminin yerli ayçiçeğinin yoğun şekilde pazarlanacağı dönemle çakışmasının üretici fiyatları üzerindeki etkisinin ayrıntılı biçimde analiz edilmesi gerektiği ifade edildi.
TARSİM için parsel bazlı sigorta talebi
Edirne’deki ziraat odalarının Bakan Yumaklı’ya sunduğu raporda tarım sigortaları da önemli başlıklardan biri oldu. 2025 yılında Edirne’de uygulanan Köy Bazlı Verim Sigortası kapsamında, üreticilerin tarlalarında meydana gelen gerçek verim kayıpları ile yapılan tespitler arasında farklar yaşandığı ve bu durumun bazı üreticiler açısından mağduriyet oluşturduğu belirtildi. Raporda, Tekirdağ’da 2026 yılında pilot olarak sürdürülen “Parsel Bazlı Verim Sigortası” uygulamasının üreticinin kendi tarlasındaki gerçek kaybını esas aldığı ifade edildi. Bu modelin 2027 üretim sezonunda Edirne’ye de yaygınlaştırılması ve itiraz süreçlerinin daha şeffaf hale getirilmesi talep edildi.
“Sulama ve elektrik maliyetleri için GES talebi”
Edirne’nin tarımsal üretim kapasitesinin artırılmasında sulama yatırımlarının önemine de raporda geniş yer verildi. Kentte halihazırda 606 bin dekar alanın sulamaya açıldığı belirtilirken, Çakmak Sulaması ile 164 bin 530 dekar, Çömlekköy Sulaması ile de 56 bin 500 dekar alanın daha sisteme dahil edilmesinin hedeflendiği kaydedildi. Sulama yatırımlarının yanında enerji maliyetlerinin de üretici açısından önemli bir yük oluşturduğu ifade edildi. Bu kapsamda DSİ, Hamzadere-1 ve Hamzadere-2 projeleri kapsamında toplam 20 MW gücünde Sulama GES projelerinin devreye alınması, kapalı ve basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve yenilenebilir enerjiden elde edilecek avantajın sulama maliyetlerine yansıtılması talep edildi.
“Genç üretici ve toprak sağlığı vurgusu”
Raporda yalnızca kısa vadeli ekonomik sorunlara değil, Edirne tarımının geleceğine ilişkin konulara da dikkat çekildi. Kırsaldan kente göç nedeniyle genç nüfusun tarımda kalma isteğinin azaldığı belirtilerek, genç üreticilerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, dijital tarım teknolojilerinin kullanımının desteklenmesi ve kırsaldaki yaşam standartlarının yükseltilmesi gerektiği ifade edildi. Toprak sağlığının da uzun vadeli üretimin temel unsurlarından biri olduğu vurgulandı. Toprağın organik madde oranının korunması amacıyla toprak analizi, münavebe ve koruyucu toprak işleme uygulamalarının desteklenmesi istendi.
ÇKS işlemleri için “tek nokta” önerisi
Raporda Çiftçi Kayıt Sistemi işlemlerine ilişkin de mevzuat değişikliği talep edildi. Edirne’de ÇKS veri girişlerinin Ziraat Odaları tarafından yürütülmesi konusunda yaklaşık iki yıllık bir deneyim oluştuğu belirtilerek, üreticinin İl ve İlçe Tarım Müdürlükleri ile Ziraat Odaları arasında gidip gelmesinin önüne geçilmesi istendi. Bu kapsamda yetkilendirilmiş Ziraat Odalarının ÇKS belgesini tek noktadan düzenleyebilmesine olanak sağlayacak bir mevzuat düzenlemesi yapılması talep edildi.
“Bakan Yumaklı’ya 8 öncelikli talep”
Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, raporun sonuç bölümünde Bakan Yumaklı’ya 8 öncelikli başlık sundu. Bunlar; ürün fiyatları ve desteklerde yalnızca nominal artışa değil, üreticinin mazot ve gübre alım gücüne de bakılması, 2027 sezonu finansmanının güncel işletme sermayesi ihtiyacına göre belirlenmesi, destek ve fark ödemelerinin reel alım gücünü koruyacak şekilde güncellenmesi, hasat dönemlerinde üreticinin pazarlık gücünün korunması, TARSİM’de parsel bazlı verim sigortasına geçilmesi, sulama yatırımlarının tamamlanması, sulama GES projelerinin hayata geçirilmesi ve ÇKS işlemlerinin yetkilendirilmiş ziraat odaları üzerinden tek noktadan yürütülmesi olarak sıralandı. Raporda bütün bu başlıkların ortak noktasının ise üreticinin yalnızca bugünkü borçlarını ödeyebilmesi olmadığı vurgulandı. Edirne’deki ziraat odaları, üreticinin ürününü pazarladıktan sonra gelecek sezonun tohumunu, gübresini, mazotunu ve sulama giderlerini karşılayabilecek ekonomik güce sahip olmasının, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından temel şart olduğunu belirtti.
Haber MERKEZİ
